Doktor Hatası Nedeniyle Malpraktis Davası Nasıl Açılır?

Doktor Hatası Nedeniyle Malpraktis Davası Nasıl Açılır?

İÇİNDEKİLER

Teşhis, tedavi, ameliyat veya hasta takibi sırasında tıbbi standartlara aykırı hareket edilmesi, hastanın sağlığında geçici ya da kalıcı zararlar meydana getirebilir. Ortaya çıkan her olumsuz sonuç doktor hatası anlamına gelmese de hekimin, hastanenin veya sağlık personelinin kusurlu uygulamasıyla zarar arasında bağlantı kurulabilen durumlarda maddi ve manevi tazminat talep edilebilir.

Malpraktis davasının nerede ve kime karşı açılacağı, tedavinin kamu hastanesinde mi yoksa özel sağlık kuruluşunda mı gerçekleştirildiğine göre değişir. Ayrıca müdahalenin tıp kurallarına aykırı olduğunun, hastanın zarara uğradığının ve bu zarar ile uygulama arasında uygun nedensellik bağının bulunduğunun ortaya konulması gerekir. Bu nedenle malpraktis davaları hem hukuki hem de tıbbi değerlendirme gerektiren teknik uyuşmazlıklardır.

Malpraktis Nedir?

Malpraktis, sağlık mesleği mensubunun teşhis, tedavi, ameliyat, bakım veya hasta takibi sırasında mesleki standartlara aykırı davranarak hastanın zarar görmesine neden olmasıdır. Hekimin yalnızca doğrudan yaptığı yanlış müdahaleler değil; gerekli işlemi zamanında yapmaması, önemli tetkikleri istememesi veya hastayı yeterince takip etmemesi de malpraktis iddiasına konu olabilir.

Tıbbi uygulama hatası yalnızca doktorlardan kaynaklanmaz. Hemşire, anestezi uzmanı, laboratuvar personeli, teknisyen ve diğer sağlık çalışanlarının kusurlu davranışları da hastanın zarar görmesine neden olabilir. Ayrıca sağlık kuruluşunun personel, cihaz, hijyen, koordinasyon veya organizasyon eksiklikleri nedeniyle kurumsal sorumluluğu doğabilir.

Doktor Hatası ile Komplikasyon Arasındaki Fark Nedir?

Komplikasyon, tıbbi müdahale doğru ve dikkatli şekilde gerçekleştirilmesine rağmen ortaya çıkabilen, tıp bilimi tarafından bilinen istenmeyen sonuçtur. Malpraktiste ise sağlık personelinin tıbbi standarda aykırı bir davranışı, ihmali veya organizasyon eksikliği bulunur. Tedavinin başarısız olması ya da hastada olumsuz bir sonuç meydana gelmesi tek başına doktor hatasını kanıtlamaz.

Bir riskin komplikasyon olarak kabul edilmesi, sağlık ekibinin sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz. Komplikasyon zamanında fark edilmemiş, uygun şekilde yönetilmemiş veya gerekli müdahale geciktirilmişse süreç malpraktise dönüşebilir. Ayrıca hastaya önemli risklerin önceden açıklanmaması, müdahale teknik olarak doğru yapılsa bile aydınlatma yükümlülüğü yönünden sorumluluk doğurabilir.

Malpraktis Komplikasyon
Tıbbi standarda aykırı uygulama veya ihmal bulunur Özenli müdahaleye rağmen ortaya çıkabilir
Önlenebilir bir hata söz konusu olabilir Bilinen ve her zaman önlenemeyen risk olabilir
Hekim veya sağlık kuruluşunun kusuru araştırılır Tek başına kusur anlamına gelmez
Tazminat sorumluluğu doğurabilir Uygun yönetilmişse sorumluluk doğurmayabilir
Teşhis, tedavi veya takip hatasından kaynaklanabilir Hastalığın veya müdahalenin doğal riski olabilir

Hangi Durumlar Doktor Hatası Sayılabilir?

Doktor hatası tedavinin farklı aşamalarında ortaya çıkabilir. Hastalığın belirtilerine rağmen gerekli incelemelerin yapılmaması teşhis hatasına, hastalık doğru belirlenmesine rağmen uygun olmayan yöntemin uygulanması ise tedavi hatasına örnek olabilir. Müdahale sonrasında hastanın durumunun takip edilmemesi de ayrı bir tıbbi uygulama hatası oluşturabilir.

Bir davranışın malpraktis sayılıp sayılmayacağı belirlenirken olay tarihinde geçerli tıbbi bilgi ve uygulama standartları dikkate alınır. Hekimin, aynı uzmanlık alanındaki makul ve dikkatli bir meslek mensubundan beklenen özeni gösterip göstermediği araştırılır. Sonradan ortaya çıkan bilimsel gelişmeler üzerinden geçmişteki müdahalenin kusurlu kabul edilmesi doğru değildir.

Malpraktis iddiasına konu olabilecek başlıca durumlar şunlardır:

  • Yanlış veya gecikmiş teşhis
  • Gerekli tetkiklerin istenmemesi
  • Tetkik sonuçlarının yanlış değerlendirilmesi
  • Yanlış ilaç veya hatalı doz uygulanması
  • Hastanın alerji ve önceki hastalık bilgilerinin dikkate alınmaması
  • Yanlış tarafın veya organın ameliyat edilmesi
  • Ameliyat sırasında vücutta yabancı cisim unutulması
  • Gerekli konsültasyonun istenmemesi
  • Enfeksiyon önlemlerinin alınmaması
  • Ameliyat sonrası takibin gereği gibi yapılmaması
  • Acil müdahalenin geciktirilmesi
  • Hastanın uygun sağlık kuruluşuna sevk edilmemesi
  • Yeterli bilgilendirme yapılmadan müdahalede bulunulması
  • Sağlık kuruluşundaki cihaz, personel veya organizasyon eksikliği

Yanlış veya Gecikmiş Teşhis Malpraktis Sayılır mı?

Hekimin her hastalığı ilk muayenede kesin olarak teşhis etmesi beklenemez. Bazı hastalıkların belirtileri birbirine benzeyebilir veya hastalık henüz teşhis edilebilir aşamaya ulaşmamış olabilir. Bu nedenle sonradan farklı bir teşhis konulması, ilk değerlendirmeyi kendiliğinden malpraktis haline getirmez.

Buna karşılık hastanın şikâyetleri gerekli tetkiklerin yapılmasını gerektirdiği halde bu incelemelerin istenmemesi, açık bulguların gözden kaçırılması veya riskli bir hastaya gerekli yönlendirmenin yapılmaması sorumluluk doğurabilir. Teşhis gecikmesi nedeniyle tedavi imkânının azalması, hastalığın ilerlemesi veya daha ağır bir müdahaleye ihtiyaç duyulması halinde zarar ile gecikme arasındaki bağlantı incelenir.

Yanlış Tedavi Uygulanması Doktor Hatası mıdır?

Hastalığın doğru teşhis edilmesine rağmen uygun olmayan bir tedavi yönteminin seçilmesi malpraktis iddiasına neden olabilir. Kullanılan yöntemin hastanın yaşı, sağlık durumu, kullandığı ilaçlar ve mevcut hastalıklarıyla uyumlu olması gerekir. Bilinen ciddi riskler göz ardı edilerek uygulanan tedaviler, tıbbi standarda aykırılık oluşturabilir.

Tıp biliminde aynı hastalık için birden fazla kabul edilebilir tedavi yöntemi bulunabilir. Hekimin bu yöntemlerden birini tercih etmesi ve sonucun olumsuz olması tek başına kusur anlamına gelmez. Seçilen yöntemin tıbben kabul edilebilir olup olmadığı, hastaya uygunluğu ve uygulama sırasında gerekli özenin gösterilip gösterilmediği değerlendirilir.

Aydınlatılmış Onam Alınmaması Malpraktis Sayılır mı?

Tıbbi müdahaleden önce hastaya teşhis, önerilen tedavi, müdahalenin önemli riskleri, alternatif yöntemler ve tedavinin kabul edilmemesi halinde ortaya çıkabilecek sonuçlar anlaşılır biçimde açıklanmalıdır. Hastanın verdiği onam yalnızca bir formun imzalanmasından ibaret değildir. Hastanın serbestçe karar verebilmesi için gerekli bilgilerin müdahaleden önce ve kişisel durumuna uygun şekilde verilmesi gerekir.

Standart bir onam formunda genel ifadelerin bulunması, her olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiğini göstermeyebilir. Özellikle ciddi veya sık karşılaşılan risklerin açıklanıp açıklanmadığı, hastaya soru sorma imkânı tanınıp tanınmadığı ve onamın baskı altında olmadan verilip verilmediği araştırılabilir. Acil durumlar ve hastanın iradesini açıklayamadığı haller ise ayrıca değerlendirilir.

Onam Formu Doktorun Sorumluluğunu Ortadan Kaldırır mı?

Hastanın onam formunu imzalaması, hekimin veya hastanenin her türlü sorumluluktan kurtulduğu anlamına gelmez. Hasta, kendisine gereği gibi açıklanan ve tıbbi standarda uygun gerçekleştirilen müdahalenin olağan risklerini kabul eder. Hatalı uygulamaya, özensizliğe veya ağır ihmale önceden geçerli biçimde rıza gösterilmesi mümkün değildir.

Onam belgesinin içeriği, hastaya ne zaman sunulduğu ve açıklamanın kim tarafından yapıldığı önemlidir. Ameliyattan hemen önce imzalatılan, müdahaleye özgü riskleri içermeyen veya hastanın anlayamayacağı teknik ifadelerden oluşan belgeler yeterli görülmeyebilir. Yazılı formun yanında bilgilendirme sürecinin nasıl yürütüldüğü de incelenir.

Estetik Ameliyatlarda Doktorun Sorumluluğu

Estetik müdahalelerde hekimin sorumluluğu, yalnızca tedavi amacı taşıyan müdahalelere göre daha sıkı değerlendirilebilir. Hastanın belirli bir estetik sonuca ulaşma beklentisiyle başvurduğu işlemlerde vaat edilen sonuçlar, kullanılan tanıtım ifadeleri ve müdahale öncesindeki bilgilendirmeler önem taşır. Bununla birlikte her estetik müdahalede sonucun garanti edildiği kabul edilemez.

Burun estetiği, saç ekimi, diş estetiği, liposuction ve benzeri uygulamalarda hastanın mevcut durumu ile ulaşılabilecek gerçekçi sonuç arasındaki fark açıklanmalıdır. Fotoğraflar, teklifler ve taraflar arasındaki yazışmalar, ne üzerinde anlaşıldığının belirlenmesinde kullanılabilir. Dijital yazışmaların hukuki niteliği ayrıca WhatsApp mesajları delil olur mu? başlıklı yazımız kapsamında değerlendirilebilir.

Ameliyat Sonrası Takip Eksikliği Malpraktis Sayılır mı?

Hekimin yükümlülüğü ameliyatın tamamlanmasıyla sona ermez. Hastanın ameliyat sonrasındaki durumu takip edilmeli, ortaya çıkan belirtiler değerlendirilerek gerekli müdahaleler zamanında yapılmalıdır. Kanama, enfeksiyon, pıhtı veya organ fonksiyon bozukluğu gibi ciddi belirtilerin göz ardı edilmesi sorumluluğa neden olabilir.

İlk müdahalenin tıbbi standarda uygun olması, sonraki takip sürecindeki hataları ortadan kaldırmaz. Komplikasyonun zamanında fark edilmemesi, gerekli konsültasyonun istenmemesi veya hastanın uygun sağlık kuruluşuna sevk edilmemesi nedeniyle zarar ağırlaşmışsa malpraktis iddiası gündeme gelebilir.

Hastane Enfeksiyonu Malpraktis Sayılır mı?

Hastane enfeksiyonları, sağlık hizmetlerinin bilinen risklerinden biri olmakla birlikte her enfeksiyon kaçınılmaz kabul edilmez. Hastanenin sterilizasyon, hijyen, izolasyon ve enfeksiyon kontrolü konusunda güncel standartlara uygun önlemleri alması gerekir. Gerekli önlemlerin alınmaması halinde sağlık kuruluşunun organizasyon kusuru doğabilir.

Enfeksiyonun malpraktis sayılıp sayılmayacağı; enfeksiyonun türü, ortaya çıkış zamanı, uygulanan işlem, hastanın önceden bulunan hastalıkları ve hastanenin aldığı önlemler incelenerek belirlenir. Enfeksiyon geliştikten sonra uygun tedavinin geciktirilmesi de ilk bulaşma nedeninden bağımsız olarak sorumluluk oluşturabilir.

Devlet Hastanesinde Yapılan Doktor Hatasında Dava Kime Açılır?

Devlet hastanesi, şehir hastanesi ve kamuya bağlı sağlık kuruluşlarında gerçekleştirilen tıbbi hizmetlerden doğan tazminat talepleri kural olarak ilgili kamu idaresine yöneltilir. Dava doğrudan kamu görevlisi doktora karşı değil, sağlık hizmetini yürüten idare aleyhine açılır. İdarenin sorumluluğu hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi kapsamında değerlendirilebilir.

Kamu hastanesindeki tıbbi uygulama hataları nedeniyle açılacak dava, idari yargıda tam yargı davası niteliğindedir. Sağlık personelinin görevinden tamamen ayrılabilen kişisel davranışları farklı bir değerlendirme gerektirebilse de sağlık hizmetinin yürütülmesi sırasında meydana gelen zararlar bakımından temel başvuru yolu ilgili idareye ve ardından idare mahkemesine yönelir.

Kamu Hastanesine Karşı Dava Açmadan Önce Başvuru Gerekir mi?

Kamu hastanesindeki tıbbi uygulamadan kaynaklanan zarar için doğrudan idare mahkemesinde dava açılmadan önce ilgili idareye yazılı başvuru yapılması gerekir. Başvuruda olay, iddia edilen hizmet kusuru, meydana gelen zarar ve talep edilen tazminat açıklanmalıdır. İdarenin talebi reddetmesi veya kanuni cevap süresi içinde yanıt vermemesi üzerine dava açma süreci gündeme gelir.

Ön başvurunun yanlış kuruma yapılması, zararın yeterince açıklanmaması veya dava süresinin yanlış hesaplanması hak kaybına neden olabilir. Özellikle tedavinin Sağlık Bakanlığına bağlı hastanede mi, devlet üniversitesi hastanesinde mi yoksa başka bir kamu kurumunda mı yapıldığı belirlenmelidir. İdari başvuru ve dava süreci hakkında Sincan İdare Hukuku Avukatı sayfamızdan bilgi alınabilir.

Özel Hastanede Yapılan Doktor Hatasında Kim Sorumludur?

Özel hastanede meydana gelen tıbbi uygulama hatalarında hastane, müdahaleyi gerçekleştiren hekim ve olayın özelliklerine göre diğer sağlık personelinin sorumluluğu gündeme gelebilir. Hastanenin sorumluluğu yalnızca doktorun tıbbi kararlarından ibaret değildir. Yeterli personel bulundurmama, cihazların bakımını yapmama, hijyen koşullarını sağlamama veya birimler arasında gerekli koordinasyonu kurmama da sorumluluk doğurabilir.

Davanın yalnızca doktora, yalnızca hastaneye veya her ikisine karşı yöneltilip yöneltilemeyeceği somut hukuki ilişkiye göre belirlenir. Doktorun hastanenin çalışanı olup olmadığı, hastayla sözleşmenin kim tarafından kurulduğu ve hizmet bedelinin kime ödendiği önemlidir. Yanlış kişinin davalı gösterilmesi yargılamanın uzamasına ve yargılama gideri riskine neden olabilir.

Özel Hastaneye Karşı Malpraktis Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Özel sağlık kuruluşu ile hasta arasındaki ilişki çoğu durumda tüketici işlemi niteliği taşıyabilir. Bu nedenle özel hastane ve özel sağlık hizmeti sunan kişilere karşı açılan tazminat davalarında tüketici mahkemeleri görevli olabilir. Ancak tarafların sıfatı, hizmetin nasıl sunulduğu ve talebin hukuki dayanağı incelenmeden her malpraktis davasının aynı mahkemede açılacağı söylenemez.

Tüketici mahkemesinde açılacak uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk hükümleri de dikkate alınmalıdır. Kanunda belirtilen istisnalar dışında arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açılması, dava şartı eksikliğine yol açabilir. Özel sağlık hizmetlerinden kaynaklanan tüketici uyuşmazlıkları hakkında Sincan Tüketici Hukuku Avukatı sayfamız incelenebilir.

Sağlık kuruluşu Tazminatın genel muhatabı Genel yargı yolu
Devlet hastanesi İlgili kamu idaresi İdare mahkemesinde tam yargı davası
Sağlık Bakanlığına bağlı şehir hastanesi İlgili kamu idaresi İdare mahkemesinde tam yargı davası
Devlet üniversitesi hastanesi İlgili üniversite veya idare İdare mahkemesinde tam yargı davası
Özel hastane Hastane ve şartlarına göre sağlık personeli Genellikle tüketici mahkemesi
Özel muayenehane Hekim veya sağlık hizmetini sunan işletme Hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir
Vakıf üniversitesi hastanesi Kurum ve şartlarına göre sağlık personeli Kurumun yapısına göre değerlendirilir

Malpraktis Davasında Maddi Tazminat

Maddi tazminat, doktor hatası nedeniyle hastanın mal varlığında meydana gelen kayıpları karşılamayı amaçlar. Tedavi ve bakım giderleri, geçici veya kalıcı iş göremezlik nedeniyle oluşan kazanç kaybı, çalışma gücünün azalması ve gelecekte yapılması zorunlu sağlık harcamaları talep edilebilir. Zararın niteliğine göre protez, yardımcı cihaz, evde bakım ve ulaşım giderleri de değerlendirmeye alınabilir.

Tazminatın hesaplanmasında hastanın yaşı, geliri, mesleği, engel oranı, iyileşme süresi ve bakım ihtiyacı önem taşır. Geleceğe yönelik zararların belirlenmesi için aktüerya hesabı yapılması gerekebilir. Fatura ve makbuzların yanında SGK kayıtları, bordrolar, vergi beyannameleri ve mesleki kazancı gösteren diğer belgeler kullanılabilir.

Talep edilebilecek başlıca maddi zararlar şunlardır:

  • Geçmiş ve gelecekteki tedavi giderleri
  • İlaç, protez ve tıbbi cihaz giderleri
  • Geçici iş göremezlik nedeniyle kazanç kaybı
  • Sürekli iş göremezlik ve çalışma gücü kaybı
  • Bakıcı ve yardımcı kişi giderleri
  • Ulaşım ve konaklama giderleri
  • Mesleki faaliyetin aksamasından kaynaklanan zararlar
  • Ölüm halinde cenaze giderleri
  • Ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı

Malpraktis Davasında Manevi Tazminat

Manevi tazminat, hastanın hatalı tıbbi uygulama nedeniyle yaşadığı bedensel acı, korku, kaygı ve yaşam kalitesi kaybının giderilmesine yöneliktir. Kalıcı iz, organ kaybı, engellilik, uzun süreli tedavi ve kişinin günlük yaşamını başkasının yardımıyla sürdürebilmesi gibi sonuçlar manevi zararın ağırlığını etkileyebilir.

Manevi tazminat için sabit bir tarife bulunmaz. Olayın ağırlığı, kusurun niteliği, hastanın yaşı, kalıcı hasarın derecesi ve zararın aile hayatına etkisi birlikte değerlendirilir. Hükmedilecek tutarın zenginleşme aracı olmaması gerektiği gibi, yaşanan zararı önemsiz gösterecek kadar düşük de olmaması gerekir.

Hastanın Ölümü Halinde Yakınların Hakları

Tıbbi uygulama hatası sonucunda hastanın hayatını kaybetmesi halinde cenaze giderleri ve ölüm hemen gerçekleşmemişse ölümden önce yapılan tedavi masrafları talep edilebilir. Ölen kişinin desteğinden mahrum kalan eş, çocuk, anne, baba veya fiilen destek ilişkisi içinde bulunan diğer kişiler, şartları varsa destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilir.

Ölen kişinin yakınları, ölüm nedeniyle yaşadıkları manevi acı için manevi tazminat da talep edebilir. Yakınlık derecesi önemli olmakla birlikte yalnızca nüfus kaydındaki akrabalık belirleyici değildir. Ölen kişiyle kurulan fiilî ve duygusal bağ da değerlendirmeye alınabilir.

Malpraktis Davasında Zamanaşımı ve Dava Açma Süresi

Malpraktis davalarında bütün olaylara uygulanabilecek tek bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Süre; müdahalenin kamu hastanesinde veya özel hastanede yapılmasına, talebin sözleşmeye, haksız fiile ya da idari hizmet kusuruna dayanmasına göre değişir. Zararın sonradan ortaya çıkması ve kişinin tıbbi hatayı daha ileri bir tarihte öğrenmesi de sürenin başlangıcını etkileyebilir.

Kamu hastanesindeki idari eylemlerden doğan zararlar bakımından zararın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvuru yapılması kuralı önem taşır. Özel sağlık hizmetlerinde ise sözleşmesel veya haksız fiil sorumluluğuna göre farklı zamanaşımı süreleri uygulanabilir. Eylem aynı zamanda suç oluşturuyorsa ceza zamanaşımının etkisi de ayrıca değerlendirilmelidir.

Doktor Hatası Sonradan Anlaşılırsa Süre Ne Zaman Başlar?

Bazı tıbbi zararlar müdahaleden hemen sonra fark edilirken bazıları aylar veya yıllar sonra ortaya çıkabilir. Sürenin başlangıcı belirlenirken yalnızca hastanın şikâyeti fark ettiği tarih değil, zararı ve bunun tıbbi müdahaleyle bağlantısını öğrendiği tarih önem taşıyabilir. Bununla birlikte her dava türünde ayrıca öngörülen üst süreler bulunmaktadır.

Zarar sonradan öğrenilmiş olsa dahi uzun süre beklemek güvenli değildir. Kamu hastanesindeki müdahalelerde idari başvuru süreleri, özel hastanelerde ise talebin hukuki dayanağına göre uygulanacak zamanaşımı ayrı ayrı hesaplanmalıdır. Tıbbi hata şüphesi ortaya çıktığında kayıtların ve başvuru tarihlerinin gecikmeden incelenmesi gerekir.

Doktor Hatası Nasıl İspatlanır?

Malpraktis davasında yalnızca tedavinin istenen sonucu vermediğini göstermek yeterli değildir. Sağlık personelinin tıbbi standarda aykırı davranışı, hastanın uğradığı zarar ve bu davranış ile zarar arasındaki nedensellik bağı ortaya konulmalıdır. Hekimin kusuru kadar hastalığın doğal seyri, hastanın mevcut sağlık durumu ve tedaviye uyumu da incelenir.

İspat değerlendirmesinde tıbbi kayıtlar temel öneme sahiptir. Hastane protokolleri, görüntüleme sonuçları, reçeteler, ameliyat notları ve takip çizelgeleri birlikte değerlendirilir. Hastanın tıbbi süreci yalnızca dava konusu müdahaleden ibaret görülmez; önceki ve sonraki tedaviler de karşılaştırılabilir.

Hasta Dosyası ve Tıbbi Kayıtlar Nasıl Alınır?

Hasta, sağlık kuruluşunda bulunan muayene, teşhis, tedavi ve takip kayıtlarının kendisiyle ilgili bölümlerini inceleme ve örneğini isteme hakkına sahiptir. Epikriz raporu, ameliyat notu, anestezi formu, laboratuvar sonuçları, görüntüleme kayıtları, hemşire gözlem formları ve onam belgeleri talep edilmelidir. Yalnızca e-Nabız sistemindeki özet bilgiler her dava için yeterli olmayabilir.

Tıbbi kayıtların mümkün olduğunca erken alınması önemlidir. Başvuru yazılı yapılmalı ve hangi belgelerin istendiği açıkça gösterilmelidir. Kayıtların verilmemesi, eksik sunulması veya değiştirildiğine ilişkin şüphe bulunması halinde mahkemeden delil tespiti ya da belgelerin doğrudan sağlık kuruluşundan getirtilmesi talep edilebilir.

Toplanması gereken başlıca belgeler şunlardır:

  1. Hasta kabul ve muayene kayıtları
  2. Epikriz raporları
  3. Ameliyat ve anestezi notları
  4. Aydınlatılmış onam formları
  5. Laboratuvar ve patoloji sonuçları
  6. Röntgen, MR, tomografi ve ultrason kayıtları
  7. İlaç uygulama çizelgeleri
  8. Hemşire gözlem formları
  9. Konsültasyon kayıtları
  10. Yoğun bakım takip belgeleri
  11. Sevk ve taburcu kayıtları
  12. Tedavi giderlerini gösteren faturalar
  13. Sonraki tedavilere ait sağlık kurulu raporları
  14. Ölüm halinde otopsi ve defin belgeleri

Bilirkişi ve Adli Tıp Raporunun Önemi

Hâkim, tıbbi müdahalenin bilimsel standartlara uygun olup olmadığını çoğu zaman uzman bilirkişi yardımıyla değerlendirir. Dosya Adli Tıp Kurumuna, üniversitelerin ilgili uzmanlık bölümlerine veya uzmanlardan oluşturulan bilirkişi kuruluna gönderilebilir. İncelemenin dava konusu tıbbi alanla ilgili uzmanlar tarafından yapılması önemlidir.

Bilirkişi raporu mahkemeyi hukuken bağlayan bir karar değildir ancak teknik uyuşmazlığın çözümünde güçlü bir delildir. Raporun tıbbi kayıtları değerlendirmemesi, iddialara cevap vermemesi, çelişkili olması veya gerekçesiz sonuç içermesi halinde rapora itiraz edilebilir. Gerektiğinde ek rapor ya da farklı bir uzman kurulundan yeni rapor alınması istenebilir.

Malpraktis Davasında Kusur ve Nedensellik Bağı

Bir tıbbi uygulamanın hatalı olması, ortaya çıkan bütün zararların otomatik olarak sağlık kuruluşuna yüklenmesini sağlamaz. Tazminata hükmedilebilmesi için kusurlu davranış ile zarar arasında uygun nedensellik bağı bulunmalıdır. Hata gerçekleşmemiş olsaydı aynı sonucun yine de ortaya çıkıp çıkmayacağı bu değerlendirmede önem taşır.

Bazı dosyalarda hastanın önceden bulunan ağır hastalığı, tedaviye uymaması veya üçüncü kişinin davranışı zararın oluşmasında etkili olabilir. Bu durum sorumluluğu tamamen kaldırabileceği gibi tazminatın kapsamını da azaltabilir. Birden fazla sağlık kuruluşunda tedavi gören hastalarda hangi müdahalenin zarara ne ölçüde katkıda bulunduğu ayrıca araştırılır.

Ceza Soruşturması ile Tazminat Davası Birlikte Yürütülebilir mi?

Doktor hatası aynı zamanda taksirle yaralama, taksirle öldürme veya başka bir suç şüphesi oluşturuyorsa savcılığa şikâyette bulunulabilir. Ceza soruşturması sağlık personelinin cezai sorumluluğunu, tazminat davası ise hastanın uğradığı maddi ve manevi zararın giderilmesini konu alır. Bu iki süreç birbirinden farklı amaçlara sahiptir.

Ceza soruşturması bulunması, tazminat talebinin kendiliğinden kabul edileceği anlamına gelmez. Aynı şekilde kovuşturmaya yer olmadığı veya beraat kararı verilmesi de her durumda hukuki tazminat sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Ceza sorumluluğu için aranan şartlarla özel hukuk veya idare hukuku sorumluluğunun şartları farklıdır.

Malpraktis Davasında Arabuluculuk Zorunlu mudur?

Özel hastane veya özel sağlık hizmeti sunan kişiyle hasta arasındaki tüketici uyuşmazlıklarında, kanuni istisnalar dışında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması gerekebilir. Arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamazsa son tutanak düzenlenir ve görevli mahkemede dava açılabilir. Dava şartı bulunduğu halde arabulucuya başvurulmaması davanın usulden reddine neden olabilir.

Kamu hastanesindeki sağlık hizmetinden doğan tam yargı davalarında tüketici arabuluculuğu uygulanmaz. Bu uyuşmazlıklarda ilgili kamu idaresine süresi içinde yapılan ön başvuru önem taşır. Bu nedenle yalnızca “hastane” ifadesinden hareketle her uyuşmazlıkta aynı dava öncesi yolun takip edilmesi doğru değildir.

Malpraktis Davası Ne Kadar Sürer?

Malpraktis davalarının süresi dosyadaki tıbbi kayıtların kapsamına ve bilirkişi incelemelerine göre değişir. Birden fazla hastaneden kayıt getirtilmesi, farklı uzmanlık alanlarından görüş alınması ve zararın hesaplanması için aktüerya incelemesi yapılması gerekebilir. Eksik kayıtlar ve yetersiz bilirkişi raporları yargılamayı uzatan başlıca nedenler arasındadır.

İlk derece kararına karşı istinaf ve şartları varsa temyiz yollarına başvurulması, kararın kesinleşme süresini uzatabilir. Üst mahkeme incelemeleri hakkında dosyam istinafta veya Yargıtay’da ne zaman sonuçlanır? başlıklı yazımız incelenebilir.

Malpraktis Davasında Avukat Tutmak Zorunlu mudur?

Malpraktis davasının avukat aracılığıyla açılması kanunen zorunlu değildir. Hasta veya zarar gören yakınları gerekli usul işlemlerini kendileri takip edebilir. Bununla birlikte görevli yargı kolunun belirlenmesi, sürelerin hesaplanması, tıbbi kayıtların toplanması ve bilirkişi raporlarına teknik itiraz hazırlanması uzmanlık gerektirebilir.

Özellikle yanlış mahkemede dava açılması veya kamu hastanesine karşı zorunlu idari başvurunun süresinde yapılmaması hak kaybı yaratabilir. Tazminat kalemlerinin eksik belirlenmesi de sonradan giderilmesi güç sonuçlar doğurabilir. Tazminat davalarının genel hukuki çerçevesi hakkında Sincan Tazminat Avukatı sayfamızdan bilgi alınabilir.

Sonuç

Doktor hatası nedeniyle tazminat talep edilebilmesi için olumsuz bir sağlık sonucunun ortaya çıkması tek başına yeterli değildir. Tıbbi standarda aykırı bir uygulama veya ihmal, hastanın uğradığı zarar ve ikisi arasındaki nedensellik bağı birlikte ortaya konulmalıdır. Komplikasyonun zamanında fark edilmemesi, önemli risklerin açıklanmaması ve sağlık kuruluşunun organizasyon eksiklikleri de sorumluluğa neden olabilir.

Davanın kamu idaresine mi, özel hastaneye mi yoksa sağlık personeline mi yöneltileceği; görevli mahkemeyi, dava öncesi başvuruyu ve uygulanacak süreleri değiştirir. Tıbbi kayıtların gecikmeden toplanması, doğru yargı yolunun seçilmesi ve zarar kalemlerinin eksiksiz belirlenmesi, malpraktis davasının sağlıklı biçimde yürütülmesi bakımından önem taşır.

İÇİNDEKİLER
Av. Pakize Narin Ergan
Bu makaleyi yazan

Kurucu Avukat

Ankara Barosu · Sicil No 26721

Aile, ceza, miras ve kamu hukuku alanlarında çalışan kurucu avukat. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için profesyonel destek almanız önerilir.

  • Aile Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Miras Hukuku
  • İcra ve İflas

Benzer Yazılar