vasiyete itiraz

İÇİNDEKİLER

Vasiyetname, kişinin vefatından sonra malvarlığı ve diğer hukuki durumları üzerindeki isteklerini belirlediği, tek taraflı ve ölüme bağlı bir hukuki işlemdir. Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca mirasbırakan, kanuni sınırları aşmamak kaydıyla, malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde özgürce tasarrufta bulunma hakkına sahiptir. Bu belge, kişinin son arzularının yasal bir güvence altına alınmasını sağlar.

Mirasbırakanın vasiyetname düzenlerken sahip olduğu bu özgürlük, yasal mirasçıların “saklı pay” (mahfuz hisse) hakları ile sınırlandırılmıştır. Hukuk sistemimizde vasiyetnameler, sıkı şekil şartlarına tabidir ve geçerli olabilmeleri için kanunda açıkça belirtilen usullere uygun olarak düzenlenmeleri gerekir. Aksi takdirde, belgenin geçerliliği tartışmaya açık hale gelir ve yasal süreçler tetiklenir.

Resmi Vasiyetname Nedir? Nasıl Yapılır?

Resmi vasiyetname, kanunun yetkili kıldığı bir resmi memur (noter, sulh hakimi veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli) önünde, iki tanığın katılımıyla düzenlenen vasiyetname türüdür. İspat gücü en yüksek ve iptal edilmesi şekil yönünden en zor olan vasiyetname çeşididir. Özellikle yaşlılık veya hastalık gibi durumlarda, mirasbırakanın fiili ehliyetinin resmi memur ve tanıklarca tasdik edilmesi, ileride doğabilecek uyuşmazlıkları büyük ölçüde önler.

Bu vasiyetnamenin yapılış süreci belirli adımlara tabidir. Mirasbırakan, son arzularını resmi memura bildirir; memur bu beyanlara uygun bir metin hazırlar ve okuması için mirasbırakana verir. Mirasbırakan metni okuyup onayladıktan sonra imzalar ve tarih atılır. Ardından, mirasbırakan iki tanık huzurunda vasiyetnameyi okuduğunu ve kendi arzularına uygun olduğunu beyan eder. Tanıklar da mirasbırakanın bu beyanını kendi önlerinde yaptığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini belgeye yazarak imzalarlar.

El Yazısı ile Vasiyetname Nedir? Nasıl Yapılır?

El yazılı vasiyetname, tamamen mirasbırakanın kendi el yazısı ile kaleme aldığı, resmi bir makamın onayına ihtiyaç duyulmadan geçerlilik kazanan vasiyet türüdür. Pratik ve masrafsız olması nedeniyle sıkça tercih edilse de, kanunun aradığı sıkı şekil şartlarından birinin bile eksik olması durumunda doğrudan iptal riskiyle karşı karşıya kalır.

Geçerli bir el yazılı vasiyetnamenin düzenlenebilmesi için belgenin başından sonuna kadar mirasbırakanın kendi el yazısı ile yazılmış olması zorunludur. Daktilo, bilgisayar çıktısı veya başkasının yazısı ile hazırlanan metinler geçerli kabul edilmez. Ayrıca belgenin üzerinde yapıldığı yıl, ay ve günün yine el yazısı ile açıkça belirtilmiş olması ve metnin sonunda mirasbırakanın imzasının bulunması kanuni bir mecburiyettir.

Sözlü Vasiyetname Nedir? Nasıl Yapılır?

Sözlü vasiyetname, kanunun son derece istisnai durumlarda izin verdiği, resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkanının fiilen bulunmadığı anlarda başvurulabilen bir yöntemdir. Yakın ölüm tehlikesi, savaş, salgın hastalık veya ulaşımın kesilmesi gibi olağanüstü koşulların varlığı şarttır. Bu şartlar mevcut değilse, sözlü vasiyetname yoluna başvurulamaz.

Bu yöntemde mirasbırakan, son arzularını iki tanığa sözlü olarak anlatır ve onlara bu beyanlarına uygun bir vasiyetname yazmaları veya yazdırmaları görevini yükler. Tanıklar, vakit kaybetmeksizin mirasbırakanın beyanlarını yazıya dökerek yeri, yılı, ayı ve günü belirtir, imzalar ve yetkili mahkemeye (sulh veya asliye hukuk hakimine) teslim ederler. Mirasbırakanın sonradan resmi veya el yazılı vasiyetname yapma imkanı doğarsa, sözlü vasiyetname bu tarihten itibaren bir ay geçmekle kendiliğinden hükümsüz hale gelir.

Vasiyetnameye İtirazın Hukuki Niteliği

Halk arasında “vasiyetnameye itiraz” olarak bilinen kavram, hukuki terminolojide teknik olarak vasiyetnamenin iptali ve tenkis (indirim) davalarını ifade eder. Bir vasiyetname salt mirasçıların hoşuna gitmediği için veya adil bulunmadığı için doğrudan itiraza konu edilemez; itirazın mutlaka Türk Medeni Kanunu’nda sayılan hukuki gerekçelere dayanması şarttır.

Bu bağlamda itiraz mekanizması iki ana koldan ilerler: Vasiyetnamenin geçerlilik şartlarını taşımaması (ehliyetsizlik, şekil eksikliği, irade sakatlığı vb.) durumunda İptal Davası; geçerli bir vasiyetname olmakla birlikte yasal mirasçıların dokunulmaz hakları olan saklı paylarına tecavüz edilmesi durumunda ise Tenkis Davası gündeme gelir. Her iki dava türünün de ispat yükümlülükleri ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır.

Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin iptali davası, kanunda sınırlı sayıda (numerus clausus) sayılan iptal sebeplerinden birinin varlığı halinde, vasiyetnamenin geriye dönük olarak hukuki sonuç doğurmasını engellemek amacıyla açılan bozucu yenilik doğuran bir davadır. Bu dava, vasiyetnamenin iptal edilmesinde menfaati bulunan mirasçılar veya vasiyet alacaklıları tarafından açılabilir.

Kanuna göre vasiyetnamenin iptali şu durumlarda istenebilir:

  • Tasarrufun yapıldığı sırada mirasbırakanın tasarruf ehliyetinin (ayırt etme gücünün) bulunmaması.

  • Vasiyetnamenin yanılma (hata), aldatma (hile), korkutma veya zorlama (ikrah) sonucunda yapılmış olması.

  • Tasarrufun içeriğinin, bağlandığı koşulların veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması.

  • Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmadan düzenlenmiş olması.

Ehliyetsizlik Nedeniyle Vasiyetin İptali

Mirasbırakanın vasiyetname düzenleyebilmesi için on beş yaşını doldurmuş olması ve ayırt etme gücüne (temyiz kudretine) sahip olması gerekir. Vasiyetnamenin düzenlendiği tarih ve saat itibarıyla kişinin akli melekelerinin yerinde olmaması, demans, Alzheimer gibi zihinsel fonksiyonları etkileyen hastalıklarının bulunması en yaygın iptal sebeplerindendir.

Yargıtay içtihatları gereğince, ehliyetsizlik iddiası ileri sürüldüğünde mahkemelerin uzman kuruluşlardan, özellikle Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alması zorunludur. Sadece tanık beyanları ile ehliyetsizliğin ispatı kural olarak mümkün değildir; mirasbırakanın vasiyet tarihindeki sağlık kayıtları, hastane dosyaları ve kullandığı ilaçlar incelenerek geriye dönük tıbbi bir değerlendirme yapılır.

İrade Sakatlıkları Nedeniyle Vasiyetin İptali

Vasiyetname, mirasbırakanın özgür ve sakatlanmamış iradesini yansıtmalıdır. Eğer kişi belgeyi imzalarken esaslı bir hataya düşmüş, üçüncü kişiler tarafından hile ile aldatılmış veya kendisine/yakınlarına yönelik bir tehdit (korkutma) altında bırakılmışsa, bu vasiyetnamenin iptali talep edilebilir.

Örneğin, bir mirasçının diğer kardeşler hakkında mirasbırakana asılsız iftiralarda bulunarak onu aldatması ve mirası kendi üzerine geçirmesi hile sayılır. Yargıtay uygulamalarında, irade sakatlığının ispatında her türlü delil (tanık, mektup, mesaj kayıtları vb.) kullanılabilir. Ancak, mirasbırakanın yanıldığını veya aldatıldığını öğrenmesinden, yahut korkutmanın etkisinin ortadan kalkmasından itibaren bir yıl içinde vasiyetnameden dönmemesi halinde tasarruf geçerli sayılmaktadır.

Hukuka ya da Ahlaka Aykırı Olması Nedeniyle Vasiyetin İptali

Hukuk düzeni, kişilerin son arzularına saygı duymakla birlikte, bu arzuların kamu düzenini, emredici hukuk kurallarını ve genel ahlakı ihlal etmesine müsaade etmez. Vasiyetnamenin içerdiği bir talimatın veya miras bırakma şartının suç teşkil etmesi veya toplumun genel ahlak anlayışına taban tabana zıt olması halinde iptal davası gündeme gelir.

Örneğin; bir kimsenin mirasını bırakmak için mirasçısına yasa dışı bir eylemi gerçekleştirmesini şart koşması veya evlilik dışı gizli bir ilişkiyi sürdürmesi karşılığında mal bırakması, hukuka ve ahlaka aykırılık teşkil eder. Yargıtay, bu tür durumlarda sadece hukuka aykırı olan şartın mı, yoksa vasiyetnamenin tamamının mı iptal edileceğini tasarrufun bütünlüğüne bakarak değerlendirmektedir.

Tenkis Davası

Tenkis davası, mirasbırakanın geçerli bir vasiyetname ile tasarruf özgürlüğü sınırlarını aşarak, saklı pay sahibi mirasçıların (altsoy, anne-baba veya sağ kalan eş) kanundan doğan dokunulmaz paylarına tecavüz etmesi durumunda açılan bir davadır. İptal davasından farklı olarak burada vasiyetname tamamen geçersiz kılınmaz, sadece saklı paya tecavüz eden kısım oransal olarak indirime (tenkise) tabi tutulur.

Yargıtay, tenkis hesaplamalarının son derece teknik bir konu olduğunu ve mutlaka alanında uzman bilirkişiler (hesap uzmanları) tarafından yapılması gerektiğini vurgular. Taşınmazların mirasın açıldığı (ölüm) tarihindeki güncel değerleri tespit edilir, mirasbırakanın borçları düşülerek net tereke bulunur ve “sabit tenkis oranı” yöntemiyle yasal saklı paylar güvence altına alınır.

Süreler

Vasiyetnamenin iptali ve tenkis davalarında hak kaybı yaşamamak için kanunun öngördüğü katı sürelere (hak düşürücü sürelere) riayet etmek hayati önem taşır. Sürelerin kaçırılması halinde, vasiyetname hukuken ne kadar kusurlu olursa olsun dava açma hakkı ortadan kalkar.

Dava Türü Kısa Süre (Öğrenmeden İtibaren) Azami Süre (Vasiyetin Açılmasından İtibaren)
İptal Davası İptal sebebini ve tasarrufu öğrenmeden itibaren 1 Yıl İyi niyetli davalılara karşı 10 Yıl, kötü niyetlilere karşı 20 Yıl
Tenkis Davası Saklı payının zedelendiğini öğrenmeden itibaren 1 Yıl Vasiyetnamelerde, vasiyetnamenin açılmasından itibaren her halükarda 10 Yıl

Mahkeme

Vasiyetnameye itiraz niteliğindeki iptal ve tenkis davalarında görevli ve yetkili mahkemenin doğru belirlenmesi davanın usulden reddedilmemesi için zorunludur. Dava şartı olan bu kural, hakimin yargılamanın her aşamasında re’sen (kendiliğinden) gözeteceği bir husustur.

Görevli mahkeme, davanın konusunun değerine bakılmaksızın Asliye Hukuk Mahkemesi‘dir. Yetkili mahkeme ise Türk Medeni Kanunu gereğince kesin yetki kuralına tabi olup, mirasbırakanın ölüm tarihindeki son yerleşim yeri (ikametgah) mahkemesidir. Taşınmazların başka bir şehirde olması bu kesin yetki kuralını değiştirmez.

Sonuç

Vasiyetname düzenlenmesi ve bu belgelere yönelik itiraz süreçleri, hem şekli hem de maddi hukuk kurallarının en ince ayrıntısına kadar işletildiği son derece teknik hukuki alanlardır. Yargıtay’ın emsal kararları doğrultusunda, ehliyet araştırmasından tenkis hesaplamalarına kadar uzanan bu süreçlerde yapılacak en ufak bir usuli hata, geri dönülemez hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Miras hukuku kaynaklı bu ihtilafların, uzun yıllar sürebilen karmaşık yargılamalara dönüşmemesi ve yasal mirasçıların haklarının en etkin şekilde korunabilmesi için sürecin başından itibaren profesyonel bir hukuki analiz yapılması gerekmektedir. İspat yükü, bilirkişi incelemeleri ve sıkı hak düşürücü sürelerin yönetimi titizlikle takip edilmelidir.

İÇİNDEKİLER
Av. Pakize Narin Ergan
Bu makaleyi yazan

Kurucu Avukat

Ankara Barosu · Sicil No 26721

Aile, ceza, miras ve kamu hukuku alanlarında çalışan kurucu avukat. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için profesyonel destek almanız önerilir.

  • Aile Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Miras Hukuku
  • İcra ve İflas

Benzer Yazılar

Kapora Nedir?

Kapora, bir mal veya hizmet için anlaşma sağlandığını göstermek ya da taraflardan birine sözleşmeden vazgeçme imkânı tanımak amacıyla önceden ödenen...