Ödenmeyen Ticari Alacaklar Nasıl Tahsil Edilir?

Ödenmeyen Ticari Alacaklar Nasıl Tahsil Edilir?

İÇİNDEKİLER

Şirketler ve ticari işletmeler arasında mal satışı, hizmet sunumu, distribütörlük, bayilik, eser, taşıma veya danışmanlık sözleşmelerinden kaynaklanan bedeller zamanında ödenmeyebilir. Ödenmeyen ticari alacak, işletmenin nakit akışını bozmasının yanında vergi, personel, tedarikçi ve kredi ödemelerinin aksamasına da neden olabilir. Bu nedenle borcun tahsil edilmesi için yalnızca ödeme hatırlatması yapmak yerine, alacağın hukuki dayanağını ve borçlunun mali durumunu birlikte dikkate alan bir yol izlenmelidir.

Ticari alacağın tahsilinde ihtarname, arabuluculuk, ilamsız icra takibi, kambiyo senetlerine özgü takip, itirazın iptali davası, alacak davası ve ihtiyati haciz gibi farklı hukuki yollar kullanılabilir. Hangi yöntemin seçileceği; alacağın bir sözleşmeye, faturaya, cari hesaba, çek veya senede dayanmasına, borçlunun itiraz edip etmediğine ve mal kaçırma riskinin bulunup bulunmadığına göre belirlenir. Yanlış yöntemle başlatılan süreç, tahsilatı geciktirebileceği gibi ek masraf ve zamanaşımı riski de doğurabilir.

Ticari Alacak Nedir?

Ticari alacak, bir ticari işletmenin faaliyeti kapsamında gerçekleştirilen mal veya hizmet işlemlerinden doğan ve para ya da başka bir edimin yerine getirilmesini gerektiren alacaktır. Satış bedeli, hizmet ücreti, eser sözleşmesinden doğan hakediş, kira bedeli, komisyon, bayilik borcu, taşıma ücreti ve şirketler arasındaki cari hesap bakiyesi ticari alacağa örnek gösterilebilir. Ancak taraflardan birinin şirket olması, her uyuşmazlığı kendiliğinden ticari alacak haline getirmez.

Uyuşmazlığın ticari niteliği belirlenirken tarafların tacir olup olmadığı, işlemin ticari işletmeyle bağlantısı ve kanunda özel olarak ticari sayılan dava türleri incelenir. Her iki tarafın da tacir olduğu durumlarda işlemin tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olup olmadığı önem taşır. Ticari alacak olarak nitelendirme; görevli mahkeme, faiz, ticari defterlerin delil değeri ve dava şartı arabuluculuk gibi birçok konuda doğrudan sonuç doğurur.

Ticari Alacağın Muaccel Olması Ne Anlama Gelir?

Bir alacağın muaccel olması, borcun artık talep ve dava edilebilir hale gelmesi anlamına gelir. Sözleşmede ödeme tarihi açıkça kararlaştırılmışsa alacak genellikle bu tarihte muaccel olur. Örneğin faturanın düzenlenmesinden itibaren 30 gün içinde ödeme yapılacağı kararlaştırılmışsa, bu sürenin sonunda borcun ifası talep edilebilir. Vade belirlenmemişse sözleşmenin niteliği ve ilgili kanuni düzenlemeler dikkate alınır.

Muacceliyet ile temerrüt aynı kavram değildir. Alacağın istenebilir hale gelmesi muacceliyeti, borçlunun ödeme yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemesi ise temerrüdü ifade eder. Bazı durumlarda vadenin geçmesi temerrüt için yeterliyken bazı durumlarda borçluya ayrıca ihtar gönderilmesi gerekir. Faizin başlangıcı ve gecikme nedeniyle talep edilebilecek zararlar bakımından bu ayrım önemlidir.

Ödenmeyen Ticari Alacak İçin İlk Olarak Ne Yapılmalıdır?

Tahsilat sürecine başlamadan önce alacağın kaynağı, tutarı, vadesi ve dayanak belgeleri birlikte incelenmelidir. Sözleşme, sipariş formu, teslim tutanağı, fatura, irsaliye, banka hareketleri, cari hesap ekstresi, e-posta ve mesajlaşmalar bir araya getirilmelidir. Borçlunun daha önce ödeme sözü verip vermediği veya borcu açıkça kabul eden bir beyanının bulunup bulunmadığı da değerlendirilmelidir.

İkinci aşamada borçlunun mali ve hukuki durumu araştırılmalıdır. Şirketin faal olup olmadığı, adresi, ticaret sicili kayıtları, hakkında devam eden takipler ve mal varlığını devretme riski tahsilat yöntemini etkiler. Borçlunun ödeme gücü hızla kötüleşiyorsa yalnızca uzun süreli görüşmeler yapmak yerine ihtiyati haciz veya icra takibi gibi koruyucu yöntemlerin değerlendirilmesi gerekebilir.

Tahsilat öncesinde genel olarak şu işlemler yapılmalıdır:

  1. Alacağın hukuki dayanağı belirlenmelidir.
  2. Sözleşme ve ödeme şartları incelenmelidir.
  3. Fatura, teslim ve hizmet belgeleri toplanmalıdır.
  4. Cari hesap mutabakatları kontrol edilmelidir.
  5. Borçlunun itirazları yazılı hale getirilmelidir.
  6. Zamanaşımı süresi hesaplanmalıdır.
  7. Borçlunun mali durumu araştırılmalıdır.
  8. İhtarname, arabuluculuk, takip veya dava yollarından uygun olanı seçilmelidir.
  9. Mal kaçırma riski varsa geçici hukuki korumalar değerlendirilmelidir.

Ticari Alacak İçin İhtarname Göndermek Zorunlu mudur?

Ticari alacağın tahsili için her durumda ihtarname gönderilmesi zorunlu değildir. Ödeme tarihi sözleşmede kesin olarak belirlenmişse veya borçlu başka bir nedenle temerrüde düşmüşse doğrudan icra takibi ya da dava yoluna başvurulabilir. Ancak sözleşmede vade bulunmaması, teslim veya hizmetin kabulü konusunda uyuşmazlık yaşanması ve borçlunun ödeme tarihini sürekli ertelemesi halinde ihtarname önemli işlev görür.

İhtarnameyle borcun kaynağı, tutarı, son ödeme tarihi, uygulanacak faiz ve ödeme yapılmaması halinde başvurulacak hukuki yollar açıkça bildirilir. Tacirler arasında temerrüt, sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönme gibi belirli bildirimlerde kanunda öngörülen şekil kurallarına dikkat edilmelidir. İhtarın noter aracılığıyla veya ispatlanabilir diğer uygun yöntemlerle gönderilmesi, bildirimin içeriği ve tarihi konusunda sonradan çıkabilecek uyuşmazlıkları azaltır.

Fatura Tek Başına Alacağı İspatlamaya Yeterli midir?

Fatura, ticari alacağın ispatında önemli bir belge olmakla birlikte tek başına her durumda malın teslim edildiğini veya hizmetin gereği gibi sunulduğunu kanıtlamaz. Fatura esas olarak düzenleyenin beyanını içeren ticari bir belgedir. Borçlu, faturaya konu malı teslim almadığını, hizmetin hiç verilmediğini veya faturanın sözleşmeye aykırı düzenlendiğini ileri sürebilir.

Bu nedenle faturanın sevk irsaliyesi, teslim tutanağı, sipariş yazışması, sözleşme, e-posta, banka hareketi ve ticari defter kayıtlarıyla desteklenmesi önemlidir. Faturanın borçlunun ticari defterlerine kaydedilmesi, faturaya itiraz edilmemesi veya cari hesap mutabakatında kabul edilmesi alacağın ispatını güçlendirebilir. Konuyla ilgili ayrıntılı değerlendirme için Faturanın Tek Başına Alacağın İspatına Yeterli Olmadığına Dair Yargıtay Kararı başlıklı yazımız incelenebilir.

Faturaya Süresinde İtiraz Edilmemesi Borcun Kabulü Sayılır mı?

Ticari faturayı alan kişinin faturanın içeriğine belirli süre içinde itiraz etmemesi, faturadaki kayıtları kabul ettiğine ilişkin bir karine oluşturabilir. Ancak bu durum, faturaya konu temel hukuki ilişkinin varlığını ve malın gerçekten teslim edildiğini her olayda kesin olarak kanıtlamaz. Özellikle taraflar arasında hiç sözleşme veya teslim ilişkisi bulunmadığı ileri sürülüyorsa yalnızca itiraz edilmemiş faturaya dayanılması yeterli olmayabilir.

Faturanın miktar, fiyat ve ödeme şartları gibi içeriğine yönelik itirazlarla mal veya hizmetin hiç alınmadığına yönelik itirazlar birbirinden ayrılmalıdır. Borçlunun faturayı elektronik sistem üzerinden alması, muhasebe kayıtlarına işlemesi, KDV indiriminde kullanması veya daha önce kısmi ödeme yapması ispat değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Bütün deliller birlikte incelenmeden yalnızca sekiz günlük itiraz süresine dayanarak kesin sonuç çıkarılmamalıdır.

E-Fatura ve E-Arşiv Fatura Alacağı Kanıtlar mı?

E-fatura ve e-arşiv fatura da hukuki niteliği itibarıyla faturadır. Elektronik ortamda düzenlenmesi, belgenin doğrulanmasını ve gönderim tarihinin tespitini kolaylaştırabilir; ancak malın teslim edildiğini veya hizmetin eksiksiz sunulduğunu tek başına kesinleştirmez. Fatura içeriğinin temel sözleşme ve fiilî ifayla uyumlu olması gerekir.

Elektronik faturanın gönderim ve kabul kayıtları, tarafların muhasebe sistemleri ve elektronik ticari defterleri diğer delillerle birlikte incelenebilir. Mal tesliminde elektronik veya fiziki irsaliye, hizmet sunumunda hakediş, kabul tutanağı, proje dosyası ve yazışmalar önem taşır. Borçlunun faturayı kabul etmesi, kısmen ödemesi veya mutabakat belgesinde göstermesi alacağı güçlendiren ek unsurlardır.

Cari Hesap Alacağı Nasıl İspatlanır?

Taraflar arasında uzun süreli ticari ilişki varsa tek tek faturaların yerine cari hesap bakiyesi üzerinden alacak ileri sürülebilir. Ancak muhasebe programında görünen bakiye, tek başına borçluyu bağlayan kesin bir belge değildir. Cari hesaba alınan her işlemin fatura, teslim, ödeme ve iade kayıtlarıyla uyumlu olması gerekir.

Taraflar arasında imzalanmış cari hesap mutabakatı, bakiye teyit mektubu veya borç ikrarı bulunması ispatı önemli ölçüde güçlendirebilir. Borçlunun mutabakata çekince koymadan cevap vermesi, taksit talep etmesi veya borcun bir bölümünü ödemesi de değerlendirmeye alınır. Hesapta iade faturaları, iskonto, mahsup ve karşı alacaklar bulunuyorsa gerçek bakiyenin bilirkişi incelemesiyle belirlenmesi gerekebilir.

Ticari Defterler Alacağın İspatında Kullanılabilir mi?

Kanuna uygun olarak tutulmuş ticari defterler, belirli şartlar altında ticari uyuşmazlıklarda delil olarak kullanılabilir. Defterlerin açılış ve kapanış onaylarının bulunması, kayıtların birbirini doğrulaması ve uyuşmazlık konusu işlemin düzenli şekilde işlenmiş olması önemlidir. Yalnızca alacaklının kendi defterinde kayıt bulunması her durumda alacağı ispatlamaz.

Mahkeme, tarafların ticari defter ve kayıtlarını karşılaştırmalı olarak inceletebilir. Bir tarafın defterinde borç, diğer tarafın defterinde karşılık gelen kayıt bulunuyorsa ispat güçlenebilir. Defterlerin ibraz edilmemesi veya birbirine aykırı kayıtlar içermesi de usul hükümleri çerçevesinde sonuç doğurabilir. Elektronik defterlerin beratları ve değişmezlik kayıtları da incelemenin parçasıdır.

E-Posta ve WhatsApp Yazışmaları Delil Olur mu?

Tarafların borcu kabul ettiği, ödeme tarihi verdiği, taksit istediği veya teslimi onayladığı e-posta ve mesajlaşmalar ticari alacağın ispatında kullanılabilir. Yazışmaların kimler arasında gerçekleştiği, şirket adına konuşan kişinin yetkisi ve mesajların bütünlüğü değerlendirilmelidir. Bağlamından koparılmış tek bir ekran görüntüsü her zaman yeterli olmayabilir.

Mesajların hukuka uygun şekilde elde edilmesi ve üzerinde değişiklik yapılmadığının gösterilebilmesi önemlidir. Telefon incelemesi, noter tespiti veya diğer teknik yöntemler gündeme gelebilir. Dijital yazışmaların delil niteliği hakkında WhatsApp Mesajları Delil Olur mu? başlıklı içeriğimizden ayrıntılı bilgi alınabilir.

Banka Havalesi Borcun Ödendiğini Gösterir mi?

Banka havalesi, para transferinin gerçekleştiğini gösterir ancak ödemenin hangi borca ilişkin olduğunu her zaman tek başına açıklamaz. Havale açıklamasına fatura numarası, sözleşme tarihi veya “borç ödemesi” gibi bir kayıt yazılması, ödemenin amacının belirlenmesini kolaylaştırır. Açıklamasız havalelerde tarafların ticari ilişkisiisi ve diğer belgeler birlikte değerlendirilir.

Borçlunun yaptığı ödemenin hangi alacağa mahsup edileceği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık çıkabilir. Birden fazla borç bulunması halinde ödeme açıklaması ve mahsup kuralları önem kazanır. Kısmi ödeme, bazı durumlarda borcun varlığını kabul eden davranış olarak değerlendirilebilse de ödemenin farklı bir işleme ait olduğu savunulabilir.

Ticari Alacaklarda Zorunlu Arabuluculuk

Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak ve tazminat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması kural olarak dava şartıdır. Güncel düzenleme kapsamında ticari nitelikteki itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat taleplerinde de dava öncesi arabuluculuk gündeme gelebilir. Arabuluculuk yapılmadan doğrudan dava açılması, dava şartı eksikliği nedeniyle davanın usulden reddedilmesine yol açabilir.

Arabuluculuk başvurusu icra takibi başlatılmasına engel değildir. Alacaklı önce ilamsız icra takibi başlatabilir, borçlunun itirazı üzerine itirazın iptali davası açmadan önce arabuluculuğa başvurabilir. Arabuluculuk sürecinde anlaşmaya varılırsa ödeme takvimi, faiz, teminat, kefalet ve gecikme halinde uygulanacak sonuçların açıkça düzenlenmesi gerekir.

Arabuluculukta Yapılan Anlaşma İcra Edilebilir mi?

Arabuluculuk sonunda tarafların anlaşması halinde hazırlanan anlaşma belgesi, kanundaki şartlara göre ilam niteliğinde belge haline gelebilir. Taraflar, borcun tamamının veya bir bölümünün ödenmesi, taksit yapılması, faiz indirimi uygulanması ya da teminat verilmesi konusunda anlaşabilir. Anlaşma metninin açık, uygulanabilir ve tereddüt yaratmayacak şekilde düzenlenmesi önemlidir.

Ödeme tarihleri, banka hesabı, taksitlerden birinin ödenmemesi halinde kalan borcun durumu ve masrafların kime ait olacağı metinde gösterilmelidir. Belirsiz veya birbiriyle çelişen ifadeler, daha sonra yeni bir uyuşmazlık doğurabilir. Şirket adına imza atan kişinin temsil yetkisi de anlaşmanın geçerliliği ve icrası bakımından kontrol edilmelidir.

İlamsız İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Para ve teminat alacakları için alacaklının elinde mahkeme kararı bulunmasa da genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi başlatılabilir. Takip talebinde alacak miktarı, faizi, borcun dayanağı ve taraf bilgileri gösterilir. İcra dairesi borçluya ödeme emri gönderir ve borçlunun kanuni süre içinde borca veya imzaya itiraz etme hakkı bulunur.

İlamsız icra takibi, alacaklıya hızlı şekilde takip başlatma imkânı sağlasa da borçlunun süresinde itiraz etmesi takibi durdurur. Bu aşamadan sonra alacaklının elindeki belgelere göre itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurması gerekir. Sürecin genel işleyişi için İlamsız İcra Takibi Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.

Borçlu İcra Takibine İtiraz Ederse Ne Olur?

Borçlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren kanuni süre içinde borca, faize, imzaya veya yetkiye itiraz edebilir. Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan geçerli itiraz, takibi kendiliğinden durdurur. Alacaklı, yalnızca borçlunun itiraz ettiğini ileri sürerek haciz işlemlerine devam edemez.

İtirazın içeriği sonraki hukuki yolun belirlenmesinde önemlidir. Borçlu yalnızca faize itiraz etmişse asıl alacak bakımından takip kesinleşebilir. Borcun tamamına itiraz edilmişse alacaklı, kanuni süreler içinde itirazın kaldırılması veya itirazın iptali yoluna başvurmalıdır. Yetki itirazında borçlunun yetkili icra dairesini göstermesi gerekip gerekmediği de takip hukukuna göre değerlendirilir.

İtirazın İptali Davası Nasıl Açılır?

İtirazın iptali davası, borçlunun itirazıyla duran ilamsız icra takibinin devamını sağlamak amacıyla açılır. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde görevli ve yetkili mahkemede dava açmalıdır. Ticari nitelikteki uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk şartının yerine getirilmesi gerekir.

Mahkeme alacağın varlığını, tutarını ve borçlunun itirazının haklı olup olmadığını inceler. Dava kabul edilirse itiraz iptal edilir ve takip kaldığı yerden devam eder. Alacağın likit ve diğer kanuni şartların oluşması halinde borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi de talep edilebilir.

İtirazın Kaldırılması ile İtirazın İptali Arasındaki Fark

İtirazın kaldırılması, kanunda belirtilen nitelikte belgelere sahip olan alacaklının icra hukuk mahkemesine başvurabildiği daha sınırlı incelemeli bir yoldur. İmzalı borç ikrarı veya yetkili makamlarca düzenlenmiş belirli belgeler bu kapsamda değerlendirilebilir. Her fatura, cari hesap ekstresi veya tek taraflı kayıt itirazın kaldırılması için yeterli belge sayılmaz.

İtirazın iptali davasında ise genel mahkeme alacağın esasını daha geniş şekilde inceler; tanık, bilirkişi, ticari defter ve diğer deliller değerlendirilebilir. İtirazın kaldırılması için başvuru süresi itirazın tebliğinden itibaren altı ay, itirazın iptali davası için ise bir yıldır. Belgenin niteliği yanlış değerlendirilirse süre kaybı yaşanabilir.

Hukuki yol Başvuru yeri Genel süre İncelemenin niteliği
İtirazın kaldırılması İcra hukuk mahkemesi 6 ay Kanunda belirtilen belgelerle sınırlı
İtirazın iptali Görevli genel veya ticaret mahkemesi 1 yıl Alacağın esasına ilişkin geniş inceleme
Alacak davası Görevli mahkeme Zamanaşımı süresi içinde Alacağın hüküm altına alınması
İhtiyati haciz Görevli mahkeme Tahsilat riski ortaya çıktığında Geçici hukuki koruma

Alacak Davası Ne Zaman Açılabilir?

Alacaklı, icra takibi başlatmadan doğrudan alacak davası açabilir. Borcun varlığı konusunda ciddi uyuşmazlık bulunması, kapsamlı bilirkişi incelemesi gerekmesi veya icra takibine itiraz edileceğinin öngörülmesi halinde doğrudan dava açılması tercih edilebilir. Ticari para alacağı söz konusuysa dava şartı arabuluculuk tamamlanmalıdır.

İtirazın iptali davası için öngörülen bir yıllık sürenin geçirilmesi, alacağın zamanaşımına uğramadığı durumlarda genel alacak davası açılmasını her zaman engellemez. Ancak bu durumda önceki icra takibinin devamı sağlanamaz; alınan mahkeme kararının kesinleşme veya icra edilebilirlik durumuna göre yeni takip başlatılması gerekebilir.

İhtiyati Haciz Nedir?

İhtiyati haciz, para alacağının tahsilini güvence altına almak amacıyla borçlunun mal varlığına geçici olarak el konulmasını sağlayan hukuki korumadır. Özellikle borçlunun mallarını devretmesi, şirketi boşaltması, faaliyetlerini sonlandırması veya tahsilatı güçleştirecek işlemler yapması riski bulunan durumlarda önem taşır.

Kural olarak ihtiyati haciz için alacağın para alacağı olması, rehinle teminat altına alınmamış bulunması ve vadesinin gelmiş olması gerekir. Vadesi gelmemiş alacaklar bakımından da borçlunun yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığı içinde olması gibi kanunda belirtilen özel şartlarla ihtiyati haciz talep edilebilir. Ayrıntılı bilgi için İhtiyati Haciz Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.

İhtiyati Haciz İçin Hangi Belgeler Gerekir?

İhtiyati haciz isteyen alacaklı, alacağın varlığı ve haciz şartları konusunda mahkemeye yaklaşık ispat düzeyinde kanaat verecek belgeler sunmalıdır. Sözleşme, fatura, teslim tutanağı, borç ikrarı, cari hesap mutabakatı, çek, senet ve ödeme vaatleri kullanılabilir. Yalnızca soyut biçimde “borçlu mal kaçırıyor” denilmesi yeterli olmayabilir.

Mahkeme, ihtiyati haciz kararı verirken alacaklıdan teminat göstermesini isteyebilir. Kararın verilmesinden sonra kanunda belirtilen süre içinde uygulanması ve esas takip veya davanın başlatılması gerekir. Sürelerin geçirilmesi ihtiyati haczin kalkmasına yol açabileceğinden karar alındıktan sonraki işlemler geciktirilmemelidir.

Haciz İhbarnamesi ile Şirket Alacağı Tahsil Edilebilir mi?

Borçlunun üçüncü kişilerde bulunan para ve alacakları haczedilebilir. Borçlunun banka hesabı, müşterisinden olan alacağı veya başka bir şirketteki hakedişi için üçüncü kişiye haciz ihbarnamesi gönderilmesi mümkündür. Böylece borçlunun doğrudan elinde bulunmayan ancak üçüncü kişiden talep edebileceği değerler takip kapsamına alınabilir.

Haciz ihbarnamesini alan üçüncü kişinin kanuni süreler içinde gerçeğe uygun cevap vermesi gerekir. Borçluya borcu olmadığı veya malın kendisinde bulunmadığı yönünde itirazı varsa süresinde bildirmelidir. Haciz ihbarnamesinin aşamaları ve sonuçları hakkında Haciz İhbarnamesi Nedir? başlıklı içeriğimiz incelenebilir.

Çek ve Senede Bağlı Ticari Alacaklar Nasıl Tahsil Edilir?

Çek, bono veya poliçeye bağlanmış alacaklarda kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip gündeme gelebilir. Bu takip yolu, genel haciz yoluna göre farklı süre ve itiraz usullerine tabidir. Belgenin kanunen kambiyo senedi sayılabilmesi için zorunlu unsurları taşıması gerekir.

Senetteki eksiklik, yetkisiz imza, tahrifat veya zamanaşımı iddiası takip yolunu etkileyebilir. Kambiyo senedine dayalı takip imkânının kaybedilmesi, temel sözleşmeden doğan alacağın da mutlaka sona erdiği anlamına gelmez. Satış, hizmet veya borç ilişkisine dayalı temel alacak şartları varsa ayrı şekilde ileri sürülebilir.

Senet İptal Edilirse Alacak Sona Erer mi?

Kıymetli evrakın kaybolması, çalınması veya kullanılamaz hale gelmesi nedeniyle senet iptal davası açılması, temel borç ilişkisinin otomatik olarak sona ermesi anlamına gelmez. Senedin iptali, hak sahibinin belgeyi ibraz edememesi nedeniyle hakkını kullanabilmesini sağlamaya yönelik özel bir yoldur.

Senet iptal kararı ile borcun ödendiğine ilişkin iddia birbirinden farklıdır. Borçlu temel ilişkinin hiç doğmadığını, ödemenin yapıldığını veya senedin teminat amacıyla verildiğini savunabilir. Senet iptal süreci hakkında Senet İptal Davası Nedir? başlıklı yazımız incelenebilir.

Ticari Alacaklarda Faiz Nasıl Hesaplanır?

Ticari alacaklarda uygulanacak faiz; sözleşme hükümlerine, alacağın türüne, tarafların tacir sıfatına ve temerrüt tarihine göre değişebilir. Taraflar sözleşmede belirli sınırlar içinde faiz oranı kararlaştırmışsa öncelikle bu hüküm değerlendirilir. Sözleşmede faiz bulunmaması halinde ticari temerrüt faizi veya kanuni faiz gündeme gelebilir.

Faizin hangi tarihten başlayacağı da en az oran kadar önemlidir. Kesin vade bulunan borçlarda vadenin geçmesi, bazı borçlarda ise ihtar veya takip tarihi temerrüdün başlangıcını oluşturabilir. Anapara, işlemiş faiz, ödeme tarihleri ve kısmi ödemelerin mahsubu açık şekilde hesaplanmalıdır.

Borçlunun Kısmi Ödeme Yapması Ne Anlama Gelir?

Borçlunun alacağın bir bölümünü ödemesi, somut olayın özelliklerine göre borcun varlığını kabul eden bir davranış olarak değerlendirilebilir. Özellikle ödeme açıklamasında fatura veya sözleşmeye atıf yapılması ve kalan borç için taksit sözü verilmesi alacaklının ispat durumunu güçlendirebilir.

Bununla birlikte kısmi ödemenin hangi borca ilişkin olduğu açık değilse uyuşmazlık çıkabilir. Borçlu, ödemenin başka bir faturaya veya farklı bir ticari işleme ait olduğunu savunabilir. Birden fazla borcun bulunduğu durumlarda ödemenin hangi alacağa mahsup edildiğinin yazılı şekilde belirlenmesi gerekir.

Borçlunun Mal Kaçırması Halinde Ne Yapılabilir?

Borçlunun taşınmazlarını yakınlarına devretmesi, şirket varlıklarını başka işletmeye aktarması veya banka hesaplarını boşaltması tahsilatı güçleştirebilir. Böyle bir risk varsa ihtiyati haciz, tasarrufun iptali davası ve takip hukukundaki diğer koruyucu yöntemler değerlendirilebilir. Her mal devri kötü niyetli veya geçersiz kabul edilmez.

Tasarrufun iptali davasında borçlunun belirli işlemlerinin alacaklı yönünden hükümsüz hale getirilmesi ve devredilen mal üzerinde cebri icra yapılabilmesi amaçlanır. Alacağın doğum tarihi, takip süreci, aciz durumu, devrin tarafları ve işlem bedeli önem taşır. Devir gerçekleşmeden önce tedbir alınması, çoğu zaman devrin ardından geri almaya çalışmaktan daha etkili olabilir.

Şirket Borcundan Ortaklar Sorumlu Olur mu?

Anonim ve limited şirketlerin borçlarından kural olarak şirket tüzel kişiliği sorumludur. Şirket ortağı olmak, özel hukuk borçları bakımından her durumda kişisel mal varlığıyla sorumluluk doğurmaz. Ortakların yalnızca sermaye taahhütleri ve kanunda düzenlenen özel sorumlulukları gündeme gelebilir.

Şirket ortağının veya yöneticisinin ayrıca kefalet vermesi, borcu şahsen üstlenmesi, haksız fiilde bulunması veya mal kaçırmaya yönelik işlemlere katılması halinde kişisel sorumluluk doğabilir. Kamu borçlarında ortak ve yöneticilerin sorumluluğu özel hukuk alacaklarından farklı düzenlemelere tabidir. Bu nedenle şirketten tahsil edilemeyen her borcun doğrudan ortağa yöneltilmesi mümkün değildir.

Şirket Yöneticilerinin Kişisel Sorumluluğu Ne Zaman Doğar?

Şirket yöneticileri, görevlerini yerine getirirken kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerine uygun davranmalıdır. Yöneticinin kusurlu davranışıyla şirketin, pay sahiplerinin veya alacaklıların doğrudan zarara uğraması halinde şartları varsa sorumluluk davası gündeme gelebilir. Ancak şirketin borcunu ödeyememesi tek başına yöneticinin kişisel sorumluluğunu doğurmaz.

Sorumluluk için hukuka aykırı davranış, kusur, zarar ve nedensellik bağının ortaya konulması gerekir. Şirket içi kararlar, yönetim kurulu tutanakları, yetki devri, mali kayıtlar ve yöneticinin aldığı önlemler değerlendirilir. Şirketlerin sürekli hukuki risk yönetimi konusunda Şirketler İçin Hukuk Danışmanlığı sayfamız incelenebilir.

Ticari Alacaklarda Zamanaşımı Süresi

Ticari alacakların tamamı için geçerli tek bir zamanaşımı süresi bulunmaz. Genel sözleşme alacaklarında on yıllık süre gündeme gelebilirken kira, ücret, komisyon ve dönemsel edimler gibi bazı alacaklarda beş yıllık süre uygulanabilir. Çek ve senetlerden doğan başvuru hakları ise daha kısa ve özel sürelere tabi olabilir.

Zamanaşımının başlangıcı, alacağın muaccel olduğu tarihe göre belirlenir. Borcun ikrarı, kısmi ödeme, dava veya icra takibi gibi işlemler zamanaşımını kesebilir. Ancak geçersiz veya yanlış kişiye yöneltilmiş bir işlemin süreyi koruyacağı varsayılmamalıdır. Alacağın vadesi ve uygulanacak özel kanun belirlenmeden takip ertelenmemelidir.

Ticari Alacak Davasında Görevli Mahkeme

Ticari dava niteliğindeki alacak uyuşmazlıklarında görevli mahkeme kural olarak asliye ticaret mahkemesidir. Asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde davaya asliye hukuk mahkemesi, ticaret mahkemesi sıfatıyla bakabilir. Ancak kira, tüketici, iş veya fikrî mülkiyet gibi özel görev alanına giren uyuşmazlıklarda farklı mahkemeler görevli olabilir.

Tarafların tacir olması, görevli mahkemeyi tek başına belirlemek için yeterli olmayabilir. Uyuşmazlığın ticari işletmeyle bağlantısı ve kanunda özel olarak ticari dava sayılıp sayılmadığı incelenmelidir. Görevli olmayan mahkemede dava açılması sürecin uzamasına ve ek yargılama giderlerine neden olabilir.

Ticari Alacak Davasında Yetkili Mahkeme ve İcra Dairesi

Yetkili mahkeme genel olarak davalının yerleşim yerine göre belirlenir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri de yetkili olabilir. Taraflar tacir veya kamu tüzel kişisi ise kanundaki şartlara uygun bir yetki sözleşmesiyle belirli mahkemeleri yetkili kılabilir.

İcra takibinde de borçlunun yerleşim yeri ve sözleşmenin ifa yeri önem taşır. Borçlu yetkisiz icra dairesinde takip başlatıldığını düşünüyorsa süresinde yetki itirazında bulunabilir. Sözleşmedeki yetki kaydının geçerliliği kontrol edilmeden yalnızca faturadaki “şu yer mahkemeleri yetkilidir” ifadesine güvenilmemelidir.

Sonuç

Ödenmeyen ticari alacakların tahsilinde yalnızca faturaya veya sözlü ödeme vaadine güvenmek yeterli değildir. Alacağın dayanağı, vadesi, ispat belgeleri, zamanaşımı ve borçlunun mali durumu birlikte incelenmelidir. Borçlunun ödeme gücü devam ederken doğru takip ve koruma yönteminin seçilmesi, mahkeme kararının alınmasından sonra tahsil edilebilir mal bulunamaması riskini azaltır.

İhtarname, arabuluculuk, ilamsız icra takibi, itirazın iptali, alacak davası ve ihtiyati haciz birbirinin yerine geçen tek tip işlemler değildir. Her biri farklı şartlara, sürelere ve sonuçlara sahiptir. Özellikle mal kaçırma riski, çek veya senet bulunması ve borçlunun takibe itiraz etmesi halinde sürecin gecikmeden planlanması gerekir. Ticari alacakların icra yoluyla tahsili hakkında Sincan İcra ve İflas Avukatı sayfamızdan bilgi alınabilir.

İÇİNDEKİLER
Av. Pakize Narin Ergan
Bu makaleyi yazan

Kurucu Avukat

Ankara Barosu · Sicil No 26721

Aile, ceza, miras ve kamu hukuku alanlarında çalışan kurucu avukat. Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut durumunuz için profesyonel destek almanız önerilir.

  • Aile Hukuku
  • Ceza Hukuku
  • Miras Hukuku
  • İcra ve İflas

Benzer Yazılar