Kamuoyunda 12. Yargı Paketi olarak bilinen “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, 22 Haziran 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulmuş ve aynı gün Adalet Komisyonu’na havale edilmiştir. Teklif; 29 madde ile 1 geçici maddeden oluşmakta ve İcra ve İflas Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Medeni Kanunu başta olmak üzere on iki ayrı temel mevzuatta değişiklik öngörmektedir. Mevcut durumu onaylanmış olup, Esas No: 2/3737 şeklindedir.
Bu rehberde paketin her bir maddesini, hangi kanunda hangi değişikliği yaptığını ve uygulamada kimi etkileyeceğini birincil kaynak metni esas alarak ele alıyoruz. Ayrıca kamuoyunda sıkça sorulan af, infaz indirimi ve IBAN mağduriyeti gibi başlıkların paket içeriğinde gerçekten yer alıp almadığını da açıklığa kavuşturuyoruz. Teklifin yasama sürecinde değişebileceğini ve kesin hukuki sonucun ancak Resmî Gazete’de yayımlanacak nihai metinle ortaya çıkacağını hatırlatırız.
12. Yargı Paketi Nedir? Süreç ve Son Durum (24 Haziran 2026)
Yargı paketleri, tek bir konuyu değil; birbiriyle bağlantılı pek çok hukuk dalını aynı anda düzenleyen torba kanun tekliflerdir. 12. Yargı Paketi de bu yapıda olup, ceza muhakemesinden medeni usule, idari yargıdan icra ve miras hukukuna kadar geniş bir alanı tek bir metin üzerinden ele almaktadır. Paketin temel hedefi, yargılama sürelerinin kısaltılması, usul ekonomisinin güçlendirilmesi ve yargısal süreçlerde dijitalleşmenin yaygınlaştırılmasıdır.
Sürecin bugünkü aşaması itibarıyla teklif, TBMM Adalet Komisyonu’nda görüşülmekte olup adli tatilin başladığı 20 Temmuz 2026 tarihinden önce Genel Kurul’da kanunlaşması hedeflenmektedir. Ancak bu bir hedef olup kesinlik taşımamaktadır; maddeler komisyon ve Genel Kurul aşamalarında değiştirilebilir, eklenebilir veya metinden çıkarılabilir. Bu nedenle aşağıdaki açıklamalar, teklifin Meclis’e sunulan güncel metnine dayanmaktadır.
12. Yargı Paketi Kaç Madde? Hangi Kanunları Değiştiriyor?
Meclis’e sunulan teklif 29 madde ve 1 geçici maddeden oluşmaktadır. AK Parti Grup Başkanvekili tarafından yapılan açıklamada da paketin otuz maddelik bir bütün olduğu ifade edilmiştir. Maddelerin önemli bir kısmı, Anayasa Mahkemesi’nin daha önce verdiği iptal kararları sonrasında ortaya çıkan yasal boşlukları gidermeye yöneliktir; bu yönüyle paket, mevcut sistemde tespit edilen yapısal sorunlara cerrahi müdahaleler içeren bir düzenleme niteliğindedir.
Teklif metni, değiştirdiği kanunlara göre bölümlenmiştir. Aşağıdaki tabloda hangi kanunda, teklifin hangi maddesiyle ve hangi konuda değişiklik yapıldığını özetledik. Tabloda yer alan “Teklif Madde No” sütunu paketin kendi madde numarasını; “Düzenleme Konusu” sütunu ise ilgili kanunda fiilen değişen hükmü göstermektedir.
Hangi Kanunlarda Değişiklik Yapılıyor? (Özet Tablo)
Aşağıdaki özet tablo, paketin tamamını tek bakışta görmenizi sağlamak için hazırlanmıştır. Detaylı açıklamalar için tablonun altındaki madde madde incelemeye geçebilirsiniz.
| Değişen Kanun | Teklif Madde No | Düzenleme Konusu |
|---|---|---|
| İcra ve İflas Kanunu (2004) | Madde 1 | İdare aleyhine alacaklarda icra öncesi başvuru zorunluluğu (İİK 34/a) |
| İcra ve İflas Kanunu (2004) | Madde 2 | Ortaklığın giderilmesinde satış usulü ve teminat kuralları (İİK 114) |
| Noterlik Kanunu (1512) | Madde 3 | Noterlik evrakının elektronik incelenmesi ve gönderimi (Noterlik K. 55) |
| Danıştay Kanunu (2575) | Madde 4 | Danıştay daire sayısı geçiş süresinin uzatılması |
| BİM/İdare/Vergi Mah. Kanunu (2576) | Madde 5 | İdari yargıda tek hâkim sınırının 486.000 TL’ye çıkması |
| İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577) | Madde 6 | BİM’in istinafta gerekçe düzeltme ve geri gönderme usulü (İYUK 45) |
| İdari Yargılama Usulü Kanunu (2577) | Madde 7 | Kaldırma kararları üzerine yeniden verilen kararlarda temyiz yolu (İYUK 46) |
| Adli Tıp Kurumu Kanunu (2659) | Madde 8 | İhtisas kurulu atama şartları ve görev süresi |
| Hâkimler ve Savcılar Kanunu (2802) | Madde 9 | Hâkim ve savcı yardımcılarının eğitim ve sınav usulü |
| Hâkimler ve Savcılar Kanunu (2802) | Madde 10 | Gereksiz bilirkişi başvurusunun disiplin yaptırımına bağlanması |
| Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Kanunu (3095) | Madde 11 | Yasal faizin TCMB reeskont oranının %80’ine endekslenmesi |
| Türk Medeni Kanunu (4721) | Madde 12 | Vesayet altındaki taşınır malların elektronik satışı (TMK 440) |
| Türk Medeni Kanunu (4721) | Madde 13 | Vesayet altındaki taşınmaz malların elektronik satışı (TMK 444) |
| Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) | Madde 14 | Moleküler genetik inceleme verilerinin saklanması ve imhası (CMK 80) |
| Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) | Madde 15 | Dijital materyalde arama, kopyalama ve elkoyma (CMK 134) |
| Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) | Madde 16 | HAGB’de istinaf-temyiz yolu ve işkence suçlarında yasak (CMK 231) |
| Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) | Madde 17 | Kaçak sanıkta sorgusuz mahkûmiyet yasağı (CMK 247) |
| Ceza Muhakemesi Kanunu (5271) | Madde 18 | Yargıtay C. Başsavcısı itiraz yetkisinin genişlemesi (CMK 308) |
| Türk Borçlar Kanunu (6098) | Madde 19 | Destekten yoksun kalma ve iş göremezlik tazminatında faiz başlangıcı (TBK 55) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 20 | Belirsiz alacak davasının kaldırılması (HMK 107) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 21 | Kısmi davada talep artırımı ve zamanaşımı (HMK 109) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 22 | Duruşmalar arası sürenin en fazla üç ay olması (HMK 147) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 23 | E-duruşmada elle imza zorunluluğunun kalkması (HMK 149) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 24 | Davaların birleştirilmesinde mahkemenin bağlılığı (HMK 166) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 25 | Birleştirme ve ayırma kararlarında kanun yolu (HMK 168) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 26 | BİM’in yeniden verdiği kararlarda temyiz sınırı (HMK 362) |
| Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100) | Madde 27 | Yargıtay’ın görevsizlik/yetkisizlikle bozma yasağı (HMK 371) |
| Çeşitli Kanunlar | Geçici Madde 1 | Geçiş hükümleri (değişikliklerin uygulama tarihi) |
| — | Madde 28 | Yürürlük |
| — | Madde 29 | Yürütme |
12. Yargı Paketi Maddeleri (Madde Madde Tam İnceleme)
Aşağıda paketin tüm maddelerini, teklifin kendi sistematiğine uygun biçimde değiştirdiği kanuna göre gruplandırarak ele alıyoruz. Her madde için önce hukuki içeriği, ardından uygulamada kimi ve neyi etkileyeceğini açıklıyoruz.
Önemli bir ayrımı baştan vurgulamak gerekir: teklifin madde numarası ile o maddenin değiştirdiği kanun maddesi farklı şeylerdir. Örneğin hükmün açıklanmasının geri bırakılması düzenlemesi teklifin 16. maddesidir; ancak değiştirdiği hüküm Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231. maddesidir. Aşağıda bu iki numara birbirinden ayrı olarak gösterilmiştir.
İcra ve İflas Kanunu Değişiklikleri (Madde 1-2)
Paketin ilk iki maddesi, İcra ve İflas Kanunu üzerinde iki farklı alanda değişiklik yapmaktadır. İlki, idare aleyhine kazanılan davalardaki para alacaklarının tahsil usulünü; ikincisi ise ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) satışlarındaki ihale ve teminat kurallarını yeniden düzenlemektedir.
Her iki düzenleme de gereksiz icra takiplerini önlemeyi ve satış süreçlerinin kötüye kullanılmasının önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Bu yönüyle maddeler, özellikle idareye karşı dava açan avukatları ve miras yoluyla intikal eden taşınmazlarda paydaş konumunda olan vatandaşları doğrudan ilgilendirmektedir.
Madde 1 – İdareye Başvuru Zorunluluğu (İİK m. 34/a)
Teklifin 1. maddesiyle İcra ve İflas Kanunu’na 34/a maddesi eklenmektedir. Buna göre; mahkemelerce idare aleyhine hükmedilen para, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin ilamlar için doğrudan ilamlı icra takibi başlatılamayacaktır. Alacaklı veya vekili, önce ilgili idareye yazılı olarak başvurup banka hesap numarasını bildirmek zorunda olacak; idareye bu başvurudan itibaren bir aylık ödeme süresi tanınacaktır. Ancak bu süre içinde ödeme yapılmazsa icra takibine geçilebilecektir.
Bu değişiklik, en çok idareye karşı dava açıp lehine vekâlet ücreti ve yargılama gideri kazanan tarafları ve avukatları ilgilendirmektedir. Uygulamada artık icra takibinden önce bir ay beklemek ve usulüne uygun başvuru yapmak gerekeceğinden, alacağın tahsil takvimi değişecektir. İlamdaki tutarların ve gider kalemlerinin doğru hesaplanması için vekâlet ücreti hesaplama ve dava harcı hesaplama araçlarımızdan yararlanabilirsiniz.
Madde 2 – Ortaklığın Giderilmesinde Satış Usulü (İİK m. 114)
Teklifin 2. maddesi, ortaklığın satış suretiyle giderilmesinde önemli bir koruma getirmektedir. Tüm maliklerin miras yoluyla edindiği ve üçüncü kişilerin mülkiyet hakkının bulunmadığı taşınmazlarda, ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davası sonucundaki ilk açık artırma yalnızca malik mirasçılar arasında yapılacaktır. Bu ilk artırmada teklifin muhammen kıymetin tamamını (yüzde yüzünü) karşılaması gerekecek; mirasçılar arasında satış gerçekleşmezse ikinci artırma genel hükümlere göre herkese açık yapılacaktır.
Madde ayrıca ihale güvenliğini artıran yaptırımlar içermektedir: ihale bedelini süresinde yatırmayan alıcının teminatı iade edilmeyecek, öncelikle satış masraflarına mahsup edilecek ve kalan kısım paydaşlara dağıtılacaktır. Bedeli yatırmayan alıcıya ayrıca teklif ettiği bedelin yüzde beşi oranında idari para cezası verilmesi öngörülmektedir. Bu düzenleme, aile taşınmazlarının düşük bedellerle üçüncü kişilere geçmesini önlemeyi amaçlamaktadır; miras ve saklı pay ilişkileri için tenkis davası rehberimizi de inceleyebilirsiniz.
Noterlik Kanunu Değişikliği (Madde 3)
Paketin 3. maddesi, Noterlik Kanunu’nun 55. maddesini yeniden düzenleyerek noterlik evrak ve defterlerinin yargı mercilerince incelenmesi ve örneklerinin gönderilmesi usulünü dijitalleştirmektedir. Amaç, soruşturma ve dava dosyalarında noterlik belgelerine erişimi hızlandırmak ve fizikî evrak dolaşımını azaltmaktır.
Bu yenilik, özellikle ceza soruşturmalarında ve hukuk davalarında belge teminini bekleyen tüm taraflar bakımından sürecin kısalması anlamına gelmektedir. Belgelerin elektronik ortamda iletilmesi, hem zaman hem de masraf tasarrufu sağlayacaktır.
Madde 3 – Noterlik Evrakının Elektronik İncelenmesi (Noterlik K. m. 55)
Düzenlemeye göre mahkemeler, sulh ceza hâkimlikleri, Cumhuriyet başsavcılıkları ve soruşturmaya yetkili resmî daireler noterlik evrakını inceleyebilecek; onaylı örnek istenmesi hâlinde noter, evrakın aslını elektronik ortamda tarayarak güvenli elektronik imzayla onaylı örneği ilgili mercie iletecektir. Bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek ve posta-yol masrafı hariç harç, vergi ve değerli kâğıt ücreti alınmayacaktır.
Uygulamada bu, noterlik belgelerinin günler süren fizikî gönderim yerine kısa sürede UYAP üzerinden temin edilebilmesi anlamına gelir. Maddenin asıl etkisi, belge bekleme süreleri nedeniyle uzayan soruşturma ve davaların hızlanmasıdır.
İdari Yargı Değişiklikleri – Danıştay, BİM ve İYUK (Madde 4-7)
Teklifin 4 ila 7. maddeleri, idari yargı sistemini dört ayrı noktada düzenlemektedir: Danıştay’ın daire yapısına ilişkin geçiş süresi, idare mahkemelerinde tek hâkimle görülecek davaların kapsamı, bölge idare mahkemelerinin istinaf yetkileri ve kaldırma kararları üzerine açılacak temyiz yolu. Bu maddelerin büyük bölümü, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları sonrasında oluşan boşlukları gidermeye yöneliktir.
İdari davası bulunan kişiler, kamu görevlileri ve öğrenciler bu değişikliklerden doğrudan etkilenebilir. Özellikle dava süreçlerinin hızlanması ve bazı kararların artık temyize açık hâle gelmesi, hak arama sürecinin seyrini değiştirebilecek niteliktedir.
Madde 4 – Danıştay Daire Sayısı Geçiş Süresi
Teklifin 4. maddesiyle, Danıştay’ın daire sayısının kanunla öngörülen sayıya indirilmesi için tanınan geçiş süresi “on yıl”dan “on dört yıl”a çıkarılmaktadır. İlgili bazı hükümlerin uygulanması ise 23 Temmuz 2030 tarihine kadar ertelenmektedir; bu tarihe kadar boşalan üyeliklerin yerine aynı sayıda üye seçimi yapılmaya devam edecektir.
Bu düzenleme, doğrudan vatandaşı değil; Danıştay’ın kurumsal yapısını ve iş yükü yönetimini ilgilendirmektedir. Geçiş sürecinin zamana yayılması, yüksek mahkemenin daire yapılanmasının daha dengeli biçimde yeniden şekillendirilmesini amaçlamaktadır.
Madde 5 – İdari Yargıda Tek Hâkim Sınırı 486.000 TL’ye Çıkıyor (2576 s.K. m. 7)
Teklifin 5. maddesi, idare mahkemelerinde tek hâkimle çözümlenecek dava ve işlerin kapsamını genişletmektedir. Tek hâkimle görülecek davaların parasal sınırı 25.000 TL’den 486.000 TL’ye yükseltilmektedir. Ayrıca öğrenciler hakkında verilen belirli disiplin işlemleri, kamu görevlilerine ilişkin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, uyarma cezaları ile bazı meslek kuruluşu disiplin cezalarına karşı açılan davalar da tek hâkimle görülebilecektir.
Bu değişiklik, heyet hâlinde incelenmesi zorunlu olmayan uyuşmazlıkların daha hızlı sonuçlanmasını sağlayacaktır. Düşük tutarlı iptal ve tam yargı davaları açan vatandaşlar ile öğrenci ve kamu görevlisi statüsündeki davacılar için yargılama süresinin kısalması beklenmektedir.
Madde 6 – BİM’in İstinafta Gerekçe Düzeltme Yetkisi (İYUK m. 45)
Teklifin 6. maddesiyle bölge idare mahkemesinin istinaf incelemesi sonunda dosyayı ilk derece mahkemesine geri gönderebileceği hâller yeniden belirlenmektedir. Kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gerekçesi eksik veya hatalı ise, bölge idare mahkemesi kararı bozup geri göndermek yerine gerekçeyi düzelterek istinaf başvurusunu reddedebilecektir. Keşif veya bilirkişi incelemesi gibi belirli eksiklikleri de bizzat kendisi gidererek karar verebilecektir.
Bu düzenleme, dosyaların usulden kaynaklanan nedenlerle ilk derece ile istinaf arasında gidip gelmesini ve buna bağlı gecikmeleri azaltmayı amaçlamaktadır. İstinaf merciini yalnızca denetleyen değil, gerektiğinde uyuşmazlığı bizzat çözen daha etkin bir merci hâline getirmektedir.
Madde 7 – Kaldırma Kararları Üzerine Temyiz Yolu (İYUK m. 46)
Teklifin 7. maddesi, bölge idare mahkemesinin ilk derece kararını kaldırarak ilk kez esas hakkında yeniden verdiği kararlar bakımından temyiz yolu açmaktadır. Bu kararlara karşı tebliğden itibaren otuz gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusu yapılabilecektir. Ancak tek hâkimle görülen davalar, çiftçi mallarının korunması, taşınmaz zilyetliğinin korunması, yabancılar ve uluslararası koruma ile yalnızca vekâlet ücreti ve yargılama giderine ilişkin kararlar temyiz dışında bırakılmıştır.
Düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı sonrasında oluşan hukuki boşluğu gidererek hükmün denetlenmesini talep etme hakkını güvence altına almaktadır. İdari davası istinaf aşamasında yeniden karara bağlanan taraflar için bu, ek bir denetim imkânı anlamına gelmektedir.
Adli Tıp Kurumu Değişikliği (Madde 8)
Teklifin 8. maddesi, Adli Tıp Kurumu ihtisas kurullarının başkan ve üyelerinin atanma şartları ile görev sürelerini yeniden düzenlemektedir. Bu değişiklik de Anayasa Mahkemesi’nin, söz konusu hususların Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile değil kanunla düzenlenmesi gerektiği yönündeki kararı doğrultusunda yapılmaktadır.
Düzenleme esas olarak Adli Tıp Kurumu’nun kurumsal yapısını ilgilendirse de, kurumun bilimsel yeterliliği yargılamalardaki raporların güvenilirliğini doğrudan etkilediği için dolaylı olarak tüm yargı süreçleriyle bağlantılıdır.
Madde 8 – İhtisas Kurulu Atama Şartı ve Görev Süresi (2659 s.K. m. 26)
Düzenlemeye göre adli tıp ihtisas kurulu başkan ve üyeliklerine atanmak için en az tıpta veya diş hekimliğinde uzmanlık belgesi ya da alanında doktora derecesi almış olmak şart koşulmaktadır. İhtisas kurulu başkan ve üyeleri ile grup başkanları ve daire başkanlarının görev süresi dört yıl olarak belirlenmektedir.
Bu kriterler, ihtisas kurullarının akademik donanımını ve bilimsel yeterliliğini güvence altına almayı hedeflemektedir. Üyelerin niteliklerinin ve görev sürelerinin kanun düzeyinde belirlenmesi, hukuki belirliliği güçlendirmektedir.
Hâkimler ve Savcılar Kanunu Değişiklikleri (Madde 9-10)
Teklifin 9 ve 10. maddeleri, yargı mensuplarına ilişkin iki farklı konuyu düzenlemektedir: hâkim ve savcı yardımcılarının meslek öncesi eğitim ve sınav usulü ile hâkim ve savcıların gereksiz yere bilirkişiye başvurmasının disiplin yaptırımına bağlanması.
Bu maddeler, doğrudan vatandaşa değil yargı teşkilatının işleyişine yöneliktir; ancak bilirkişiye gereksiz başvurunun sınırlanması, davaların hem süresini hem de masraflarını etkileyeceğinden uygulamada davacı ve davalıları da ilgilendirmektedir.
Madde 9 – Hâkim ve Savcı Yardımcılarının Eğitim ve Sınav Usulü (2802 s.K. m. 10)
Teklifin 9. maddesiyle hâkim ve savcı yardımcılarının Türkiye Adalet Akademisi’nde alacağı eğitimin içeriği ile yazılı ve sözlü sınavların değerlendirme esasları kanun düzeyinde düzenlenmektedir. Sınavlar yüz tam puan üzerinden değerlendirilecek; sözlü sınavda mesleki yeterlilik, ifade yeteneği, temsil kabiliyeti ve genel kültür gibi ölçütler ayrı ayrı puanlanacaktır. Mazeret sınavına ilişkin esaslar da belirlenmektedir.
Düzenleme, yardımcıların mesleğe daha sistemli ve ölçülebilir bir eğitim sürecinden geçmesini amaçlamaktadır. Sınav kurallarının yönetmelik yerine kanunla belirlenmesi, Anayasa Mahkemesi’nin hukuki belirlilik gerekçesiyle verdiği iptal kararının da bir sonucudur.
Madde 10 – Gereksiz Bilirkişi Başvurusunda Uyarma Cezası (2802 s.K. m. 63)
Teklifin 10. maddesi, hâkim veya savcının mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek bir konuda bilirkişiye başvurmasını disiplin ihlali saymaktadır. Bu davranışın yaptırımı uyarma cezası olarak belirlenmiştir. Bilirkişiye yalnızca teknik ve özel uzmanlık gerektiren alanlarda başvurulması esası benimsenmektedir.
Bu düzenleme, hukuki değerlendirme yetkisinin fiilen bilirkişilere devredilmesini önlemeyi ve gereksiz bilirkişi incelemelerinin yarattığı masraf ile gecikmeleri azaltmayı amaçlamaktadır. Uygulamada bu, özellikle bilirkişi raporu beklerken uzayan davaların kısalmasına katkı sağlayabilir.
Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizi Değişikliği (Madde 11)
Teklifin 11. maddesi, sözleşmeden kaynaklanmayan borç ilişkilerinde uygulanacak yasal faiz rejimini yeniden kurmaktadır. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi’nin, borcun geç ödenmesi nedeniyle paranın değerinde oluşan aşınmanın adil biçimde giderilmediği gerekçesiyle verdiği iptal kararını karşılamayı amaçlamaktadır.
Faiz oranının değişmesi; haksız fiil, tazminat ve benzeri pek çok davada hesaplanan tutarı doğrudan etkileyeceği için geniş bir kesimi ilgilendirmektedir. Güncel orana göre hesaplama yapmak için aşağıdaki aracımızı kullanabilirsiniz.
Madde 11 – Yasal Faiz: TCMB Reeskont Oranının %80’i (3095 s.K. m. 1)
Düzenlemeye göre, miktarı sözleşmeyle belirlenmemiş faiz ödemelerinde yasal faiz; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde sekseninden fazla olmamak üzere hesaplanacaktır. Söz konusu reeskont oranı 30 Haziran itibarıyla beş puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısında yeni oranın yüzde sekseni geçerli olacaktır.
Sabit oran yerine değişken ve piyasa koşullarına endeksli bir sisteme geçilmesi, alacağın gerçek değerinin korunması bakımından önemlidir. Faiz alacağı bulunan herkesin yeni dönemdeki hesabını gözden geçirmesi yararlı olacaktır; güncel yasal faiz hesaplama aracımız bu konuda yardımcı olabilir.
Türk Medeni Kanunu Değişiklikleri – Vesayet (Madde 12-13)
Teklifin 12 ve 13. maddeleri, vesayet altındaki kısıtlılara ait taşınır ve taşınmaz malların satış usulünü dijitalleştirmektedir. Her iki madde de fizikî satış usulünden, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’ne (UYAP) entegre elektronik satış portalına geçişi öngörmektedir.
Bu düzenlemeler, vesayet altındaki kişilerin mal varlığının korunması bakımından önem taşımaktadır. Elektronik satış, daha geniş bir katılımcı kitlesine ulaşılmasını ve malların gerçek değerine yakın bedellerle satılmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Madde 12 – Taşınır Malların Elektronik Satışı (TMK m. 440)
Teklifin 12. maddesiyle, vesayet altındaki kısıtlılara ait taşınır malların UYAP’a entegre elektronik satış portalı üzerinden açık artırmayla satılması öngörülmektedir. Böylece fizikî yer kısıtlamaları aşılarak satış sürecinin daha şeffaf ve erişilebilir olması hedeflenmektedir.
Düzenleme, kısıtlıya ait taşınır malların rekabetçi bir ortamda daha yüksek bedelle satılmasına imkân tanıyacaktır. Bu yönüyle özellikle vasi sıfatıyla mal yöneten kişileri ve vesayet makamlarını ilgilendirmektedir.
Madde 13 – Taşınmaz Malların Elektronik Satışı (TMK m. 444)
Teklifin 13. maddesi, vesayet altındaki kişilere ait taşınmaz malların da elektronik satış portalında açık artırmayla satılmasını düzenlemektedir. İhale, vesayet makamının onamasıyla tamamlanacak; onamaya ilişkin kararın ihale gününden itibaren on gün içinde verilmesi gerekecektir.
Bu sayede kısıtlılara ait taşınmazların satışı hem hızlanacak hem de denetlenebilir hâle gelecektir. Düzenleme, taşınır mallara ilişkin 12. madde ile birlikte vesayet hukukunda kapsamlı bir dijitalleşme adımı oluşturmaktadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu Değişiklikleri (Madde 14-18)
Teklifin 14 ila 18. maddeleri, Ceza Muhakemesi Kanunu’nda beş ayrı konuyu düzenlemektedir: genetik inceleme verilerinin saklanması, dijital materyallerde arama ve elkoyma, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kaçak sanık hakkında yargılama ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi. Bu maddelerin önemli bir kısmı, kişisel verilerin korunması ile ceza muhakemesinin ihtiyaçları arasında denge kurmayı amaçlamaktadır.
Ceza yargılamasının tarafları, dijital delil incelemesine konu olan şüpheliler ve HAGB kararı bulunan kişiler bu değişikliklerden doğrudan etkilenebilir. Özellikle HAGB ve dijital delil güvencelerine ilişkin düzenlemeler uygulamada geniş yankı bulması beklenen başlıklardır.
Madde 14 – Genetik İnceleme Verilerinin Saklanması ve İmhası (CMK m. 80)
Teklifin 14. maddesi, moleküler genetik inceleme sonuçlarının kimlik bilgilerinden arındırılarak özel bir sisteme kaydedilmesini düzenlemektedir. Kovuşturmaya yer olmadığı, beraat veya ceza verilmesine yer olmadığı kararlarının kesinleşmesi hâlinde bu bilgiler derhâl; diğer hâllerde ise mahkeme kararının kesinleşmesinden itibaren yirmi yıl geçmesiyle Cumhuriyet savcısı huzurunda yok edilecektir. İlgili kişi, saklamayı gerektiren amaç ortadan kalktığında verilerin silinmesini talep edebilecektir.
Düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nin genetik verilerin saklanma usulündeki yasal boşluğa ilişkin iptal kararını gidermektedir. DNA verisi alınan tüm şüpheli ve sanıklar bakımından, verilerin belirsiz süreyle saklanmasının önüne geçilmesi önemli bir kişisel veri güvencesidir.
Madde 15 – Dijital Materyalde Arama, Kopyalama ve Elkoyma (CMK m. 134)
Teklifin 15. maddesiyle, bilgisayar ve dijital materyallerde arama, kopyalama ve elkoyma usulü yeniden düzenlenmektedir. Bu işlem kural olarak hâkim kararıyla yapılacak; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının verdiği karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulacak, hâkim de en geç yirmi dört saat içinde karar verecektir. Elkoyma sırasında verilerin yedeği alınacak, bir kopyası şüpheliye veya müdafiine verilecek; veriler ise karar kesinleştikten on beş yıl sonra imha edilecektir.
Bu düzenleme, dijital delillerin hukuka uygun biçimde elde edilmesini ve usul güvencelerinin belirginleştirilmesini sağlamaktadır. Telefon, bilgisayar gibi cihazlarına elkonulan tüm şüpheliler bakımından hem süre hem de imha güvenceleri getirmesi yönüyle önemlidir.
Madde 16 – HAGB’de İstinaf-Temyiz Yolu ve İşkence Suçlarında Yasak (CMK m. 231)
Teklifin 16. maddesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunu kapsamlı biçimde yeniden düzenlemektedir. Mevcut sistemde HAGB kararlarına yalnızca itiraz edilebilmekte ve bu itiraz aynı adliyedeki başka bir ceza dairesince incelenmektedir. Yeni düzenlemeyle bu yol kapatılmakta; HAGB kararları bölge adliye mahkemesinde istinaf incelemesine tabi tutulacak, belirli hâllerde Yargıtay’a temyiz yolu da açılacaktır. HAGB kararları ayrıca kendine özgü bir sisteme kaydedilecektir.
Maddenin en dikkat çekici yönü, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında kötü muamele sayılabilecek suçlarda HAGB uygulanmasının yasaklanmasıdır. Bu yönüyle düzenleme, hem hakkında HAGB kararı verilen sanıkların kanun yolu haklarını hem de ağır insan hakkı ihlallerinde cezasızlığın önlenmesini güçlendirmektedir. HAGB kararının adli sicile ve arşiv kaydına etkisini merak edenler, HAGB sicile işler mi? başlıklı yazımızı inceleyebilir.
Madde 17 – Kaçak Sanıkta Sorgusuz Mahkûmiyet Yasağı (CMK m. 247)
Teklifin 17. maddesi, kaçak sanık hakkında kovuşturma yapılabilmesini düzenlemekle birlikte, daha önce sorgusu yapılmamış kaçak sanık hakkında mahkûmiyet veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Hakkında güvenlik tedbirine karar verilen kaçak sanık, savunma hakkını kullanmak istediğini belirterek ve bizzat hazır bulunmak kaydıyla yargılamanın yenilenmesini talep edebilecektir.
Bu değişiklik, kaçak sanığın gıyabında mahkûm edilmesini savunma hakkı ihlali olarak değerlendiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla uyumludur. Düzenleme, hem yargılamanın kaçaklık nedeniyle tamamen kilitlenmesini önlemekte hem de sanığın adil yargılanma hakkını korumaktadır.
Madde 18 – Yargıtay C. Başsavcısı İtiraz Yetkisinin Genişlemesi (CMK m. 308)
Teklifin 18. maddesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisini genişletmektedir. Buna göre Başsavcı; yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları hariç olmak üzere Yargıtay ceza dairelerinin tüm kararlarına karşı, dosyanın kendisine tesliminden itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kurulu’na itiraz edebilecektir. Sanığın lehine yapılan itirazlarda ise süre aranmayacaktır.
İtiraz süresinin bir aydan üç aya çıkarılması ve sürenin dosyanın fiilen teslim alınmasından itibaren başlaması, hak arama etkinliğini artırmaktadır. Düzenleme, Yargıtay ceza dairelerinin kararları üzerindeki iç denetim mekanizmasını güçlendirerek içtihat birliğine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.
Türk Borçlar Kanunu Değişikliği (Madde 19)
Teklifin 19. maddesi, bedensel zarar ve ölümden doğan tazminatlarda faiz başlangıcını yeniden düzenlemektedir. Değişiklik özellikle destekten yoksun kalma ve çalışma gücü kaybı (iş göremezlik) tazminatlarında, geleceğe yönelik zarar kalemleri bakımından faizin başlangıç tarihini farklılaştırmaktadır.
Bu düzenleme, trafik kazası, iş kazası ve ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında hesaplanan faiz tutarını doğrudan etkileyeceği için geniş bir kesimi ilgilendirmektedir. Örneğin iş kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında faiz başlangıcı kritik bir hesap kalemidir. Tazminat ve faiz hesabınızı güncel esaslara göre gözden geçirmeniz önerilir.
Madde 19 – Tazminatlarda Faiz Başlangıcı (TBK m. 55)
Düzenlemeye göre; zarar görenin veya destek olan kişinin kazancının bilindiği döneme ilişkin tazminat tutarına haksız fiil tarihinden itibaren, kazancın bilinemediği geleceğe yönelik döneme ilişkin tutara ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilecektir. Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tutardan oransal olarak mahsup edilecektir.
Bu ayrım, geleceğe yönelik varsayımsal dönem için haksız fiil tarihinden itibaren faiz işletilmesinin borçluya getirdiği aşırı yükü dengelemeyi amaçlamaktadır. Tazminat davası tarafları için faiz başlangıcı kritik bir hesap kalemidir; ilgili tutarları görmek için tazminat hesaplama aracımızdan yararlanabilirsiniz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Değişiklikleri (Madde 20-27)
Teklifin 20 ila 27. maddeleri, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda derdest hukuk davası olan herkesi yakından ilgilendiren değişiklikler yapmaktadır. Bu başlık altında belirsiz alacak davasının kaldırılması, kısmi davanın güçlendirilmesi, duruşma aralarının sınırlanması, e-duruşma kolaylıkları ve istinaf-temyiz sisteminin yeniden düzenlenmesi yer almaktadır.
Özellikle işçilik alacakları, tazminat ve ticari uyuşmazlık davaları bu maddelerden doğrudan etkilenecektir. Usul değişiklikleri çoğu zaman maddi hukuktan daha sessiz ilerlese de, davanın sonucunu belirleme gücü bakımından son derece önemlidir. İstinaf ve temyiz sürecinin işleyişi hakkında temyiz nedir? başlıklı rehberimizden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Madde 20 – Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması (HMK m. 107)
Teklifin 20. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesi yürürlükten kaldırılmakta ve belirsiz alacak davası kurumu usul hukukumuzdan tamamen çıkarılmaktadır. Bu dava türü, hangi alacaklar için açılabileceği konusunda uygulamada uzun süredir tartışma yaratmakta ve dava türünün yanlış seçilmesi ciddi hak ve zamanaşımı kayıplarına yol açabilmekteydi.
Belirsiz alacak davasını en çok kullanan kesim; işçilik alacakları, kira tazminatları ve ticari uyuşmazlıklardaki davacılardır. Bu nedenle hâlihazırda derdest belirsiz alacak davası bulunanların, geçiş hükümlerinin dosyalarını nasıl etkileyeceğini bir avukatla değerlendirmeleri önerilir. Konuyla bağlantılı olarak belirsiz alacak davasında talep artırımı ıslah mıdır? sorusuna ilişkin değerlendirmemizi de inceleyebilirsiniz. Kurumun sağladığı korumaların kısmi davaya nasıl aktarıldığı bir sonraki maddede açıklanmaktadır.
Madde 21 – Kısmi Davada Talep Artırımı ve Zamanaşımı (HMK m. 109)
Teklifin 21. maddesi, belirsiz alacak davasının kaldırılmasının yaratacağı boşluğu kısmi davayı güçlendirerek doldurmaktadır. Buna göre, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu; iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, bir defaya mahsus olmak üzere tahkikat sona erinceye kadar artırılabilecektir. Üstelik artırılan kısım bakımından zamanaşımı, dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacaktır.
Bu düzenleme, belirsiz alacak davasının en önemli avantajı olan “zamanaşımını baştan kesme” imkânını kısmi davaya taşımaktadır. Böylece davacılar, ıslah yoluna başvurmadan ve zamanaşımı riskine girmeden alacaklarının kalan kısmını sonradan talep edebileceklerdir. Özellikle işçilik alacaklarında kısmi ıslah yoluyla talep uygulaması bakımından bu değişiklik önemli sonuçlar doğuracaktır.
Madde 22 – Duruşmalar Arası Süre En Fazla Üç Ay (HMK m. 147)
Teklifin 22. maddesi, yazılı yargılama usulünde duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç ayı geçemeyeceğini hükme bağlamaktadır. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla işlem yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde hâkim, gerekçesini tutanağa geçirmek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecektir.
Yıllara yayılan duruşma aralıklarından şikâyetçi olan taraflar için bu düzenleme, dava takibinde somut bir denetim mekanizması oluşturmaktadır. Makul sürede yargılanma hakkını güçlendiren bu hüküm, uygulamada özellikle uzun süren hukuk davalarında etkili olabilir.
Madde 23 – E-Duruşmada İmza Zorunluluğunun Kalkması (HMK m. 149)
Teklifin 23. maddesi, ses ve görüntü nakli yoluyla (SEGBİS/e-duruşma) duruşmaya katılım hâlinde uygulanacak usulü kolaylaştırmaktadır. İkrar, yeminin edası, davadan feragat, davayı kabul ve sulh gibi irade beyanı gerektiren istisnai hâller dışında, uzaktan katılımda elle atılan imzaya ilişkin hükümler uygulanmayacaktır.
Bu düzenleme, yargılamanın dijitalleşmesine ve duruşmaların daha hızlı yürütülmesine katkı sağlamaktadır. Özellikle farklı şehirlerdeki taraflar ve avukatlar için e-duruşma uygulamasını daha işlevsel hâle getirmektedir.
Madde 24 – Davaların Birleştirilmesinde Mahkemenin Bağlılığı (HMK m. 166)
Teklifin 24. maddesi, davaların birleştirilmesi hâlinde ilk davanın açıldığı mahkemenin, birleştirme kararının kesinleşmesinden itibaren bu kararla bağlı olacağını netleştirmektedir. Böylece birleştirilen dosyaların hangi mahkemede görüleceği konusunda uygulama birliği sağlanmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı doğrultusunda yapılan bu düzenleme, kanuni hâkim güvencesini korumayı amaçlamaktadır. Birleştirme kararlarının uygulamada doğurduğu yetki ve usul tartışmalarının azaltılması beklenmektedir.
Madde 25 – Birleştirme ve Ayırma Kararlarında Kanun Yolu (HMK m. 168)
Teklifin 25. maddesi, birleştirme ve ayırma kararlarına karşı başvurulabilecek kanun yolunu yeniden belirlemektedir. Aynı yargı çevresindeki aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerin verdiği birleştirme kararlarına karşı sadece istinaf yoluna gidilebilecek; ayırma kararlarına ve bölge adliye mahkemesinin birleştirme/ayırma kararlarına karşı ise ancak hükümle birlikte kanun yoluna başvurulabilecektir.
Düzenleme, ara karar niteliğindeki bu kararlar nedeniyle yargılamanın gereksiz yere uzamasını önlemeyi amaçlamaktadır. Böylece her ara karara karşı ayrı ayrı başvurularla sürecin kilitlenmesinin önüne geçilmektedir.
Madde 26 – BİM’in Yeniden Verdiği Kararlarda Temyiz Sınırı (HMK m. 362)
Teklifin 26. maddesi, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonunda başvuruyu kabul ederek esas hakkında yeniden verdiği kararların hangi hâllerde temyize açık olacağını netleştirmektedir. Bu kararlar, miktar veya değeri itibarıyla HMK 341/2’deki parasal sınırı aşıyorsa temyiz edilebilecek; bu sınırı aşmayan kararlar ise temyize kapalı olacaktır.
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına dayanan bu düzenleme, istinaf mahkemesinin ilk kez verdiği hükümlerde Yargıtay denetimi imkânı sunmaktadır. Böylece istinaf sonrası verilen kararların temyiz edilebilirliği konusundaki uygulama tereddütleri giderilmektedir.
Madde 27 – Yargıtay’ın Görevsizlik/Yetkisizlikle Bozma Yasağı (HMK m. 371)
Teklifin 27. maddesi, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi kararını yalnızca görevsizlik veya yetkisizlik gerekçesiyle bozmasının önüne geçmektedir. Bu kural, bölge adliye mahkemelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararlar bakımından uygulanmayacaktır.
Düzenleme, dosyaların basit usuli itirazlarla temyiz aşamasına kadar uzaması ve yıllar sonra sırf bu nedenle başa dönmesini engellemeyi amaçlamaktadır. Bu eksikliğin en geç istinaf aşamasında çözülmesi, usul ekonomisini ve yargılamanın hızını güçlendirmektedir.
Geçici Madde, Yürürlük ve Yürütme (Geçici Madde 1, Madde 28-29)
Teklifin son bölümü, yapılan değişikliklerin hangi dosyalara ve hangi tarihten itibaren uygulanacağını düzenleyen geçiş hükümleri ile yürürlük ve yürütme maddelerinden oluşmaktadır. Bu hükümler, hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygı ilkeleri gereği özellikle önemlidir.
Geçiş hükümleri sayesinde, değişikliklerin geçmişe yürütülmeyeceği güvence altına alınmaktadır. Örneğin belirsiz alacak davasının kaldırılması, yürürlükten önce açılmış davaları etkilemeyecek; ortaklığın giderilmesi ve vesayet mallarının satışına ilişkin değişiklikler, yürürlükten önce ilanı yapılmış açık artırmalara uygulanmayacaktır.
Geçici Madde 1, Madde 28 – Yürürlük ve Madde 29 – Yürütme
Yürürlük maddesine göre düzenlemeler farklı tarihlerde devreye girecektir: Danıştay’a ilişkin 4. madde 23 Temmuz 2026 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde; vesayet mallarının elektronik satışına ilişkin 12 ve 13. maddeler ile e-duruşmaya ilişkin 23. madde yayım tarihinden üç ay sonra; diğer maddeler ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. UYAP entegrasyonu gerektiren teknik maddeler için üç aylık hazırlık süresi tanınması bu farklılaşmanın gerekçesidir.
Yürütme maddesi uyarınca kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütecektir. Geçiş hükümleri ise her bir değişiklik için ayrı ayrı belirlenmiş olup, devam eden dosyalarda eski hükümlerin uygulanmaya devam edeceği hâlleri ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.
12. Yargı Paketine Girmeyen veya Ertelenen Düzenlemeler (Yanlış Bilinenler)
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi’nin içinde yer aldığı düşünülen pek çok düzenleme, aslında Meclis’e sunulan teklif metninde bulunmamaktadır. Bu başlıkların bir kısmı hazırlık sürecinde gündeme gelmiş ancak nihai metne dahil edilmemiş, bir kısmı ise ayrı bir çalışmaya bırakılmıştır. Doğru bilgilendirme için bu ayrımın net biçimde yapılması önemlidir.
Aşağıda, sıkça aranan ancak güncel teklif metninde yer almayan başlıkları ve bunların gerçek durumunu açıklıyoruz. Bu bilgiler, teklifin bugünkü hâline dayanmakta olup yasama sürecinde değişebilir.
IBAN Mağdurları (TCK 158) – Ek Önerge Gündemde mi?
Meclis’e sunulan teklif metninde, banka hesabını başkalarının kullanımına açan kişilere (kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak bilinen kesim) yönelik bir düzenleme bulunmamaktadır. Hesabını dolandırıcılık şebekelerine kullandıran kişiler hâlihazırda nitelikli dolandırıcılık suçundan yargılanmakta ve bu durum, mekanizmanın en zayıf halkasının ağır ceza tehdidiyle karşılaşmasına yol açmaktadır. Bu tür dosyalarda dolandırıcılık kastının ispatı büyük önem taşımaktadır.
Bununla birlikte, 23 Haziran 2026 tarihinde yapılan açıklamalara göre, haksız menfaat karşılığında banka hesabını veya hesap bilgilerini başkalarının kullanımına açan kişilere yönelik bir düzenlemenin ek önergeyle pakete eklenmesi planlanmaktadır. Söz konusu fiilin nitelikli dolandırıcılıktan ayrılarak daha hafif, ayrı bir suç tipi olarak tanımlanması gündemdedir. Ancak bu düzenlemenin kesin madde numarası ve içeriği, komisyon metni netleşmeden kesinlik kazanmayacaktır.
Suça Sürüklenen Çocuklarda Ceza Artırımı
Hazırlık sürecinde, ağır suçlara karışan çocuklara verilen cezaların artırılması gündeme gelmişse de, Meclis’e sunulan güncel teklif metninde suça sürüklenen çocuklara ilişkin bir ceza artırımı düzenlemesi yer almamaktadır. Bu konu, kamuoyunda tartışılmaya devam eden ancak henüz pakete girmemiş başlıklardandır.
Çocuk ceza hukukuna ilişkin köklü değişiklikler, niteliği gereği ayrı ve kapsamlı bir yasama çalışması gerektirmektedir. Bu nedenle konunun ileriki dönemde ayrı bir düzenlemeyle ele alınması ihtimali bulunmaktadır.
Boşanmada İki Aşamalı Yargılama
Çekişmeli boşanma davalarında boşanma ve velayet kararının önce hızla verilip kesinleştirilmesi, nafaka, tazminat ve mal paylaşımının ise ayrı bir aşamada görülmesi şeklindeki “iki aşamalı yargılama” modeli kamuoyunda sıkça konuşulmuştur. Ancak bu model, Meclis’e sunulan 12. Yargı Paketi metninde yer almamaktadır.
Aile hukukuna ilişkin başlıkların önemli bir bölümü, mevcut paketten ayrılarak farklı bir çalışmaya bırakılmıştır. Bu nedenle boşanma yargılamasının yeniden yapılandırılmasına yönelik beklentiler, bu paket bakımından erkendir.
Nafaka Reformu
Süresiz yoksulluk nafakasının yeniden düzenlenmesi, uzun süredir gündemde olan bir konudur. Anayasa Mahkemesi’nin süresiz nafaka düzenlemesini iptal eden kararının ardından nafakada süre sınırı tartışması, aile hukuku ağırlıklı ayrı bir çalışmaya bırakılmıştır. Dolayısıyla 12. Yargı Paketi metninde nafaka reformuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.
Nafaka konusunun sıradaki yasama çalışmalarının gündeminde olduğu ifade edilmektedir. Mevcut durumda nafaka hesaplaması yürürlükteki kurallara göre yapılmaya devam etmektedir; güncel tutarlar için nafaka hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.
Tapuda Avukat Zorunluluğu
Yüksek meblağlı tapu işlemlerinde alıcı ve satıcı için avukat bulundurma zorunluluğu getirileceği yönündeki haberler de kamuoyunda yer bulmuştur. Ancak bu düzenleme, Meclis’e sunulan teklif metninde bulunmamaktadır ve mevcut paket kapsamında değildir.
Gayrimenkul dolandırıcılığını önlemeye yönelik bu tür öneriler tartışılmaya devam etse de, bunların yasalaşması ayrı bir düzenleme sürecine bağlıdır. Bu nedenle tapu işlemlerinde avukat zorunluluğu, şu aşamada bir beklentiden ibarettir.
12. Yargı Paketi Genel Af veya İnfaz İndirimi İçeriyor mu?
Kamuoyunda 12. Yargı Paketi sıklıkla af, infaz indirimi veya denetimli serbestlik beklentisiyle anılmaktadır. Ancak Meclis’e sunulan teklif metni incelendiğinde, paketin ağırlık merkezinin ceza infaz rejimi değil; yargılama usullerinin sadeleştirilmesi, kanun yolu sisteminin yeniden düzenlenmesi ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması olduğu görülmektedir. Cezaları ortadan kaldıran bir düzenleme paket kapsamında bulunmamaktadır.
Genel affın bu paketle çıkamamasının iki temel nedeni vardır. Birincisi anayasal süreçtir: genel af ayrı bir kanunla ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde nitelikli çoğunlukla kabul edilmek zorunda olup, bir torba yargı paketiyle gerçekleştirilemez. İkincisi siyasi iradedir; yetkililer bu paketin amacının cezasızlık değil, yargı hızının artırılması olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Cezaevindeki hükümlülerin infaz durumunu merak edenler, konuya ilişkin infaz hesaplama aracımızdan yararlanabilir.
Sosyal Medyada Dolaşan Yanlış Bilgiler ve Gerçeği
Her yargı paketi döneminde olduğu gibi, 12. Yargı Paketi sürecinde de sosyal medyada doğrulanmamış pek çok iddia dolaşmaktadır. “Kesin af geliyor”, “tüm hükümlüler tahliye olacak”, “üç yıl denetimli serbestlik”, “P infaz modeli” gibi içeriklerin resmî bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu tür iddialar, özellikle tutuklu ve hükümlü yakınlarını yanıltan bir bilgi kirliliği oluşturmaktadır.
Bu beklentinin oluşmasının bir nedeni, geçmiş yargı paketlerinde pandemi dönemi izin uygulamalarıyla bağlantılı olarak çok sayıda kişinin erken tahliye edilmiş olmasıdır. Ancak 12. Yargı Paketi’nin odağı temelden farklıdır. İnfaza ilişkin resmî bir düzenleme yürürlüğe girecek olsaydı bu, Resmî Gazete’de yayımlanırdı. Bu nedenle af ve infaz indirimine dair tarih veya oran içeren iddialara itibar edilmemeli, yalnızca resmî kaynaklar esas alınmalıdır. İnfaz rejiminin mevcut işleyişini merak edenler özel infaz usulü hakkındaki yazımızı inceleyebilir.
12. Yargı Paketi Kimleri Etkiliyor?
Bir torba kanunun bütününe bakıldığında, her maddenin farklı bir kesime hitap ettiği gözden kaçabilir. Oysa paketin maddeleri, davacı ve davalı gruplarına göre çok farklı etkiler doğurmaktadır. Aşağıdaki tablo, hangi düzenlemenin öncelikli olarak kimi ilgilendirdiğini özetlemektedir.
| Etkilenen Kesim | İlgili Düzenleme |
|---|---|
| İşçilik alacağı ve tazminat davası açanlar | Belirsiz alacak davasının kaldırılması, kısmi davanın güçlendirilmesi (Madde 20-21) |
| İdareye karşı dava kazananlar ve avukatlar | İcra öncesi idareye başvuru zorunluluğu (Madde 1) |
| Miras yoluyla taşınmazda paydaş olanlar | Ortaklığın giderilmesinde yeni satış usulü (Madde 2) |
| Trafik/iş kazası ve ölüm nedeniyle tazminat isteyenler | Tazminatlarda faiz başlangıcının değişmesi (Madde 19) |
| Faiz alacağı bulunan herkes | Yasal faiz oranının yeniden belirlenmesi (Madde 11) |
| Hakkında HAGB kararı bulunan sanıklar | HAGB’de istinaf-temyiz yolu (Madde 16) |
| Dijital cihazına elkonulan şüpheliler | Dijital delil ve genetik veri güvenceleri (Madde 14-15) |
| Hukuk davası uzun süren taraflar | Duruşmalar arası üç ay sınırı, e-duruşma (Madde 22-23) |
| Vesayet altındaki kişiler ve vasiler | Vesayet mallarının elektronik satışı (Madde 12-13) |
Görüldüğü üzere paket, ceza hukukundan icra hukukuna, idari yargıdan tazminat hukukuna kadar geniş bir kesimi ilgilendirmektedir. Devam eden bir davanız varsa, bu değişikliklerin dosyanızı nasıl etkileyeceğini bir avukatla değerlendirmeniz en sağlıklı yaklaşımdır.
12. Yargı Paketi Ne Zaman Çıkacak / Yürürlüğe Girecek?
Bir kanun teklifinin yürürlüğe girebilmesi için komisyonda görüşülmesi, Genel Kurul’da kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekir. 12. Yargı Paketi şu an bu sürecin komisyon aşamasındadır. Resmî makamlarca açıklanmış kesin bir yasalaşma takvimi bulunmadığından, düzenlemelerin hangi tarihte uygulanmaya başlanacağı henüz kesin değildir.
Teklif yasalaştığında dahi, maddelerin tamamı aynı anda yürürlüğe girmeyecektir. Yürürlük maddesi uyarınca bazı maddeler yayım tarihinde, bazıları ise yayımdan üç ay sonra devreye girecektir. Bu sayfayı, sürecin ilerleyen aşamalarındaki gelişmelere göre güncel tutmaya devam edeceğiz.
12. Yargı Paketi Kanun Teklifi Tam Metni (TBMM)
Bu makale, kamuoyuna yansıyan bilgiler ve teklifin TBMM’ye sunulan resmî metni esas alınarak hazırlanmıştır. Teklifin esas numarası 2/3737 olup, “Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” başlığını taşımaktadır.
Teklifin tüm maddelerinin tam metnine ve madde gerekçelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin resmî kayıtlarından ulaşabilirsiniz. Resmî teklif metni için: TBMM Kanun Teklifi Metni (PDF).
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
12. Yargı Paketi yasalaştı mı?
Hayır. Teklif 22 Haziran 2026 tarihinde TBMM’ye sunulmuş ve Adalet Komisyonu’na havale edilmiştir. Henüz Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmemiştir; maddeler yasama sürecinde değişebilir.
12. Yargı Paketi kaç maddeden oluşuyor?
Teklif 29 madde ve 1 geçici maddeden, toplam otuz maddelik bir bütünden oluşmaktadır. İcra ve İflas Kanunu, HMK, CMK, TBK, TMK dâhil on iki ayrı kanunda değişiklik öngörmektedir.
12. Yargı Paketinde af var mı?
Hayır. Pakette herhangi bir genel veya özel af düzenlemesi bulunmamaktadır. Adalet Bakanı, paketin amacının af değil, yargılama süreçlerinin hızlandırılması olduğunu açıkça ifade etmiştir.
12. Yargı Paketinde infaz düzenlemesi var mı?
Hayır. Pakette infaz indirimi veya ceza sürelerini değiştiren bir düzenleme yer almamaktadır. Denetimli serbestliğe ilişkin bir hüküm de bulunmamaktadır.
Belirsiz alacak davası gerçekten kaldırılıyor mu?
Evet. Teklifin 20. maddesiyle belirsiz alacak davası kurumu kaldırılmaktadır. Bu kurumun sağladığı korumalar, 21. maddeyle güçlendirilen kısmi dava sistemine aktarılmaktadır.
IBAN mağdurlarına ilişkin düzenleme pakette yer alıyor mu?
Meclis’e sunulan metinde yer almamaktadır. Ancak 23 Haziran 2026 açıklamalarına göre, hesabını başkalarına kullandıranlara yönelik bir düzenlemenin ek önergeyle eklenmesi planlanmaktadır. Kesin içerik komisyon metniyle netleşecektir.
HAGB kararım var, bu değişiklik beni etkiler mi?
HAGB kurumu kaldırılmamakta, ancak kararlara karşı kanun yolu rejimi değişmektedir. İtiraz yerine istinaf ve belirli hâllerde temyiz yolu getirilmektedir. Mevcut dosyanızın durumunu bir avukatla değerlendirmeniz önerilir.